Tövbe Etmenin Önemi

Neden Ve Nasıl Tövbe Etmeliyim?

sponsor

Nasuh Tövbe Nedir ve Nasıl Yapılır?

İlim adamları nasuh tövbeyi şu şekilde tanımlamaktadırlar: “Kişinin hali hazırda günahtan vazgeçmesi, geçmişte yaptıklarına pişman olması, gelecekte de onu yapmamayı kararlaştırmasıdır. Eğer bu günahında bir insanın hakkı söz konusu ise, ona da uygun bir şekilde hak sahibine vermesi ile olur (1)”

Yüce Allah mealen şöyle buyurmaktadır:

“Ancak, kim haksızlık eder, sonra, işlediği kötülük yerine iyilik yaparsa, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim (2)”. Şüphesiz ki Allah’ın affı sonsuzdur ve

“De ki: Ey nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz (3)” şeklinde buyurmaktadır ve başka bir ayet-i celile de ise yüce Allah “

Ayetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman onlara: “Selam sizlere!” de! Rabbiniz merhameti kendi Zatına temel ilke edinmiştir. Sizden kim bilmeyerek bir günah işler de sonra ardından tövbe eder ve halini düzeltirse Onun da gafur ve rahim (çok affedici ve merhametli) olduğunu bilmelidir (4)” buyurarak kullarını kendi rahmetinden ve mağfiretinden ümit kesmemelerini ve tövbe etmeyerek gafil davranmamaları konusunda kullarını ihtar etmektedir.

Ancak yüce Allah’ın rahmetini sınırlamak asla söz konusu değildir ancak bu ayet-i celile de bilmeyerek günah işler de ardından tövbe ederse buyruğu;bile bile günah işleyip de sonrasında tövbe ederim diyerekten gafil davranmak çok yanlıştır.

Dediğimiz gibi Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez ancak bile bile günah işleyip de günah işledikten sonra tövbe ederim de Allah beni affeder diyerek vur patlasın çal oynasın yaşamakta yanlış bir harekettir.Nitekim yüce Allah bir ayet-i celile de

“O halde sizi dünya aldatmasın ve çok hilekar şeytan da sizi Allah ile aldatmasın, Allah’ın affına güvendirmesin! (5)” buyurmaktadır.

Evet Allah’ın rahmeti, affı ve mağfireti sonsuz olduğu gibi Rahmeti azabını geçmiştir. Ancak bunun yanı sıra affı ve rahmetinin yanı sıra bir o kadar da elem verici bir azabı vardır. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“…bütün kuvvet ve kudretin yalnız Allah’a ait olup, Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu, keşke şimdiden bilselerdi! (6)”.

O zaman “Ey iman edenler! Allah’ın azabına maruz kalmaktan korunun. Herkes yarın ahireti için ne gönderdiğine dikkat etsin. Allah’ın azabına düçar olmaktan korunun. Çünkü Allah yaptığınız her şeyden haberdardır (7)”

Nitekim yüce “Rabbiniz ruhlarınızdaki duyguları pek iyi bilir. Eğer siz iyi kimseler iseniz şunu bilin ki Allah kötülüklerden (özellikle anne ve babasına yaptığı kötü muamelelerden), tövbe edenlere karşı, günahları çok affedicidir (8)” buyurmaktadır.

İslam büyüklerinden Fudayl diyor ki:

Günahları terk etmeden tövbe etmek, yalancıların tövbesidir ve yine aynı şekilde zatın birisi:

Yaptığı günahtan pişmanlık duymadan istiğfar edenler, bilmeden Allah ile alay edenler gibidir demektedir.

O günah işleyenler, amel defteri günahlarla dolanlar ve işlediği günahlardan ve suçlardan dolayı Allah Teala’dan tövbe etmeye utananlar, işlediği günahlarının ve suçlarının bağışlanmayacağını zannedenler ve yine aynı şekilde bu işlediği günahlar ve suçlar yüzünden vicdanen rahatsız hissedenler

“Bilmediler mi ki: ancak Allah, kullarının tövbelerini kabul eder, zekat ve bağışlarını alır. Tevvab ve rahim (tövbeleri kabul buyuran ve pek merhametli) olan da ancak Allah’dır (9)” ve yine “Ancak onlardan tövbe edip hallerini düzelten ve gerçekleri açıklayanlara gelince: Ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira tövbeleri kabul eden, çok merhametli olan Ben’im (10)” şeklinde buyurmaktadır.

Evet tövbe etmelisin, buna mecbursun. Eğer Allah’a itaat etmek istiyorsan, Allah’a sadık bir kul olup O’nun rızasını gözeterek emrettiklerini yerine getirip yasaklarından uzak durmak istiyorsan ve bunu yaparken de bir ferahlık ve rahatlık hissetmek istiyorsan eğer tövbe etmelisin. Çünkü tövbe etmediğin zaman ne olur biliyor musun; Bunun ceza ve günah boyutunun yanı sıra üstte saydığımız hasletleri yerine getirmen çok zor olacaktır.

Çünkü tövbe etmeden ve tövbeye yönelmeden Allah’a yönelmeye kalkışacak olursan eğer; o işlemiş olduğun günahların ağırlığı ve vebali seni itaatten, ibadete yönelmekten, hayırdan hayra yönelmekten alıkoyacaktır yada çok zorlayacaktır. İşte hem dünyan için hem ahiretin için, hem dünyevi hem uhrevi huzurun için tövbe etmelisin.

Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde :

Kim istiğfara devam ederse Allah (c.c) onun her sıkıntısına ferahlık, her darlığına genişlik verir ve onu ummadığı yerden rızıklandırır ve bir başka hadis-i şeriflerinde ise

“Şüphesiz yüce Allah gündüzün günah işleyen kimse tövbe etsin diye geceleyin elini uzatır. Geceleyin günah işleyen kimse de tövbe etsin diye gündüzün elini uzatır buyurmaktadır.

Unutmayın ki; “Muhakkak ki ben tövbe eden, iman eden ve salih amel işleyip, hidayete üzere olana da çok çok mağfiret ediciyim (Ta’ha’82)’.

Yani bana tövbe eden herkesin -günahı ne olursa olsun- tövbesini kabul ederim. Öyle ki, yüce Allah İsrailoğulları arasında buzağıya tapanların tövbesini dahil kabul etmiştir (12)”

Sizin tövbe etmeniz sonucunda ettiğiniz tövbe karşılığı Allah Tealanın ne bir faydası olur ne bir zararı olur. Ne gücünde, ne kuvvetinde ne kudretinde bir artma ne de tüm bunlara bir eksilme olur.-Sübhanallah- Allah Teala tüm bu eksikliklerden münezzehtir. Ancak Allah Teala kulunun kendisine yönelmesinden sevinir ve bundan memnuniyet duyar.

Nitekim bir hadis-i şeriflerinde Allah Resulü (s.a.v): “Andolsun ki Allah’ın kendisine tövbe nasip ettiği zaman kulunun tövbesi sebebiyle sevinmesi; geniş, düz bir arazide sizden herhangi birinize ait ve üzerinde yiyeceği ve içeceği bulunan bineğinin elinden kurtulması veya kaybolması, sonra da ondan, onu bulmadan ümidini kesmesi sebebiyle bir ağaca varıp gölgesinde bineğini bulmaktan ümidini kesmiş halde uyuması, o bu halde iken devesinin yanı başında ayakta durduğunu görüp, derhal onu yularından yakaladıktan sonra aşırı bir sevinçle:

Allah’ım, sen benim kulumsun, ben senin Rabbinim -aşırı sevincinden şaşırdığı için- diyen bir adamın sevincinden daha fazladır (13)” şeklinde buyurmaktadır.

Son söz olarak diyeceğimiz şudur ki;

Seleften bir zat: Allah’a karşı gelen cahildir demiş ve ‘Kötülükler yaptıktan sonra ardından tövbe edip de iman edenlere gelince, şüphesiz ki o tövbe ve imandan sonra, Rabbin elbette bağışlayan ve esirgeyendir (14)’ ayetini okumuştur.

Gelin-Damat Adayı Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

 

En Güzel Sözler ve Resimli Duvar Kağıtları-1

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:11 / bkz: 287) (2-Neml 11) (3-Zümer 53) (4-En’am 54) (5-Lokman 33) (6-Bakara 165) (7-Haşr 18) (8-İsra 25) (9-Tevbe 104) (10-Tevbe 160) (12-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:7 / bkz: 165) (13-İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri / C:9 / bkz: 588-589) (14-A’raf 13)

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı