Nefis Muhasebesi

Öfke Kontrolü

sponsor

a-► Bir kısım görüşler, gadabın tamamen giderilebileceğine, nefsi terbiyeden gayenin bu olduğuna ve nefsi terbiye etmek gereğine inanıyor.

b-► Diğer bir bölüm ise, ilaçla ve sonradan herhangi bir etki sebebiyle gadabı değiştirmenin mümkün olmadığını söylüyor. Bu iki görüşte tam değildir, zayıftır. En doğru olan görüş, şimdi izah edeceğimiz görüştür.

İnsanoğlunun hoşlandığı, hoşlanmadığı, sevdiği ve sevmediği şeyler olduğuna göre, öfke ve hiddet hasletlerinin kendisinde bulunmadığı gibi, hoşlanmadıklarını da sevmez.

Gazap kendini burada hissettirir. Beğenmediği şeyleri kabule zorlandığı zaman isyan eder, karşı çıkar. İnsanın sevmediklerine karşılık sevdikleri de vardır ki, onları da üç grupta toplamak mümkündür.

1-► Bütün insanların ihtiyacı olan şeylerdir: Yiyecek, giyecek, ev, sıhhat gibi. Bunlar insanın gerekli ihtiyaçlarındandır. Yiyeceğini, içeceğini, elbise ve evini gasbetmek isteyenlere kendine karşı saldırıya geçenlere tabii ki kızacak karşı çıkacaktır. Bunun yapılmasını kimse istemediği gibi, bunu yapanlara da herkes kızar. Bunu yapmak ta belirli bir cezayı gerektirir.

2-► Hiç kimsenin esas ihtiyacı olmayan şeylerdir. Makam, fazla mal, hizmetçi, hayvanlar gibi. Bunlar alışkanlık ve adet yönünden sevilir. yoksa gerekli olduğundan değil. altın ve gümüş bile sevilen maddelerdendir. İnsanoğlu bunları yığmak, toplamak istediği için bunları elinden almak isteyenlere fena halde kızar ve karşı çıkar. Bazı konularda yapılan tecavüzlere insan kızmayabilir. Bu nasıl olur?

Zalimin biri fazladan bulunan ve ihtiyacı olmayan evini yaksa, bu harekete karşı kişinin kızmaması caizdir. Çünkü eğer ahirete inancı tam ve zahid bir kimse ise şöyle düşünür; Benim oturacak yerim var, diğeri yansa da zararı yok.

Nedense insanların çoğu, bu ikinci bölüm olan gereğinden fazla toplanan mallara ve zaruri olmayan ihtiyaçlara yapılan saldırılara kızar. Makamından düşürüldüğü, ilimdeki yeri sarsıldığı, herhangi bir yerdeki işgal ettiği reislik rütbesinden olduğu zaman, kendisinde olan hiddetin sınırı yoktur.

Böyle şeylere olan sevgisi ise, sevdiği şeylerden biri elinden alınınca hemen parlar, fakat böyle şeylere değer vermeyenler, hiç kulak bile asmazlar. Zaten böyle şeylere çok değer verenlerin siniri çok olur. Şehvetlere meyilleri arttıkça mevkileri düşer. İhtiyaçları arttıkça eksiklerde artar. Çünkü ihtiyaç aslında bir noksanlıktır.

Cahilin bütün arzusu, hepsinin birer sıkıntı kaynağı olacağını bilmeden isteklerine ulaşmaktır.

Hatta bazıları adi kimselerle beraber olduğu zaman, onların ‘oyunu bilmiyorsun, iyi içmiyorsun’ gibi sözlerine bile kızarlar. Böyle şeyleri sevmek bir ihtiyaç olmadığı gibi bunlara kızmak da mecburi değildir.

3-► Bazıları için gerekli, bazıları için de fuzuli olan şeyleri sevmektir. Alimin kitabının alınması, sanatkarın aletlerinin alınması bozulması gibi. Tabi ki alim ve sanatkar olmayanlara bunlar bir şey ifade etmez. Fakat alim ve sanatkar için gerekli şeyler olduğundan, kitabını yırtan, aletlerini bozanlara karşı fena halde kızarlar Lüzumlu ihtiyaçlar sevilir. Lakin hangi şeylerin kime daha çok gerekli olduğu şahısların durumuna göre değişir.

İnsan; meskeninin kabir, ebedi olarak kalacağı yerin ahiret, dünyanın ise ahireti kazanmak için elde edeceği azığın kazanıldığı yer, dünyadan esas olan yeri olan ahirete gidinceye kadar bu azığın kendisine gerekli, bundan fazlasının da asıl vatanında üzerine vebal olduğunu ve dünyada kalacağını bildiği zaman, dünyaya artık kıymet vermez, kalben dünya sevgisini söker atar.

Kaynak: İmam Gazali / el-İhya / C:3 / bkz: 495-497

sponsor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı