Ahiret Hayatına İman

Ölümü Hatırlamak (vaaz tadında)

sponsor

Dünyanın zevk ve sefasından hoşlanan, ona aldanarak meyleden kimsenin ölümden bahsedildiği zaman, ondan nefret duyacağının unutma. İşte böyle kimseler hakkında Hak Teala şöyle buyurmaktadır; (Ey Resulüm) de ki: Haberiniz olsun ki, önünden kaçıp durmakta olduğunuz ölüm, günün birinde (aniden) mutlaka size gelip kavuşacaktır. Sonra gizli ve açık bütün şeyleri bilen Allah’a döndürüleceksiniz de o size neler yaptığını bir bir haber verecektir (1)

İnsanlar üç bölümden oluşur ki bunlar

Dünyaya Dalmış Olanlar: Ölümü hatırlamazlar, hatırlasalar bile dünyadan nasıl kopacaklarına üzüldükleri için hatırlarlar. Bu sebeple ölümü zemmederler (kötülerler). Bu kimselerin bu gaye ile ölümü hatırlamaları, kendilerine Allah’tan uzaklaşmaktan başka bir fayda temin etmez.

Daha Yeni Tövbe Edenlerin Durumu: Onun ölümü daha çok hatırlaması teöbeye devam etmesi ve korkusunun artması için gereklidir. Ara sıra ölümden korkmuş olması, tövbesini tamamlayamadan ve lazım gelen azığı almadan duyduğu korku sebebiyle olması mümkündür ki, bu hususta mazur görülebilir. Bu gaye ile ölmekten hoşlanmayan kimse Resulüllah’ın

Allah’a kavuşmayı kötü gören kimseyi, Allah’ta kötü görür buyurduğu kimselerden sayılmış olmaz. Çünkü bu adam Allah’a kavuşmayı kötü görmediği gibi, ölmeyi de kötü görmüyor. Kusurlarını ve eksikliklerini gidermeye çalışıyor.

Bu aynen sevdiğine kavuşabilmek için onun hoşuna gidecek şekilde giyinip hazırlanabilmek için zaman kazanmak isteyenlerin haline benzer. Bu kavuşmayı kötü görüyor ve kavuşmak istemiyor anlamına gelmez. Bunun alameti de devamlı ona hazırlıkla meşgul olmaktır. Böyle olmazsa o kimse dünyaya bağlanmış demektir.

Ariflerin Yani Kemale Erenlerin Durumu: Onlar devamlı olarak ölümü anarlar. Çünkü ölüm onun nazarında sevgiliye kavuşma vaktidir. Seven kimse sevgilisiyle buluşacağı günü hiç aklından çıkarabilir mi? Asla, öyle ki geç kalması onun canının sıkılmasına yol açar. Bu isyan mahalli olan dünyadan bir an önce kurtulmayı ve Allah’a kavuşmayı ister. Hatta ona can atar.

Şu halde;

Hatalarını gidermek ve sermaye edinmek gayesiyle yeni tövbe eden kimsenin ölümden hoşlanmaması, ölüme hazır olan kimsenin de ölümü sevmesi mazur görülebilir. Ancak bu iki rütbeden daha üstünü ise kendisi için ölümü ve yaşama taraflarından hiç birini tercih etmeden önce işi, Allah’a bırakmaktır.

Çünkü Allah’a sevimli olan hangisi ise kendisi için de sevimli olan odur. Rıza ve teslim mertebesine aşırı derecedeki sevgi sayesinde çıkan kimsenin durumu işte budur ki, bu en yüksek mertebedir.

Ölümü her hal ve durumda anmakta sevap ve fazilet vardır

Çünkü dünyaya bağlanan insan, devamlı olarak ölümü hatırlarsa, dünyadan yavaş yavaş soğumaya ve dünyayı sevmemeye başlar. Çünkü ondan sonra dünyanın nimetleri ona ağır gelmeye ve onlardan zevk almamaya başlar. İnsanı dünyanın lezzet ve şehvetlerinden soğutan her şey, insanı selamet ve kurtuluşa erdiren sebeplerden sayılır.;

Kaynak: İmam Gazali / İhyau Ulumi’d-Din / C:4 / bkz: 911-912

(1-Cuma Süresi 8. Ayet)

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı