Dünya Hayatı ve Gerçeği

Örneklerle Dünyanın Tarifi

sponsor

Bil ki dünya çabucak yok olur, yıkımı pek yakındır. Kalıcı olduğunu vaat edip sonra da sözünü yerine getirmez. Ona baktığında sakin ve kararlı olduğunu görürsün. Oysa o şiddetli bir şekilde hareket etmekte ve hızla yer değiştirmektedir. Fakat ona bakan kişi hareket ettiğini ancak hareket sona erdiğinde hisseder. Dünya gölgeye benzer. Çünkü gölge gerçekte hareketlidir ama ilk bakışta sakinmiş gibi görünür. Gölgenin hareketi gözler değil, içteki basiretle görülür. Hasenü’l-Basri’nin yanında dünyadan söz edilince şöyle söylemiştir:

Uykuda görülen rüyalar veya gidici gölge gibi,

Akıllı olan adam onun gibisiyle tuzağa düşmez!

Hasen b. Ali (r.a) da dünyayı şöyle örneklendirirdi:

Ey dünya zevklerine dalanlar, bu zevkler kalıcı değil!

Yok olmaya mahkum bir gölgeye aldanmak ahmaklıktır!

Bedevinin birisi, bir grup insanın yanına konuk olur. Ona yemek verirler. Yemeği yer, sonra bir çadırın gölgesi altında uyumaya başlar. Adamlar çadırı sökünce güneşte kalıp uyanır ve ayağa kalkıp şu beyti söyler:

Uyanık ol, dünya ancak altında uyuduğumuz bir gölgeye benzer,

Bir gün gelip senin gölgenin yok olması da kaçınılmazlar!

Bir şair şöyle demiştir:

En değer verdiği şey dünya olan kişi,
Ona aldanma ipiyle sımsıkı bağlıdır!

Hayalleriyle aldattıktan sonra iflas ettirmesi yönüyle dünya, uykuda görülen hayallere ve karışık rüyalara benzer. Yunus b. Ubeyd şöyle diyor:

“Dünya ancak uykudaki adama benzer. Uyuyan adam rüyasında hoşlandığı ve hoşlanmadığı her şeyi görür. Adam bu haldeyken birden uyanıverir.”

Bu durumu anlatan bir başka şey de şu sözdür: “İnsanlar uykudadırlar. Öldükleri zaman uyanırlar.” Yani, insanlar öldüklerinde uyanacak ve dünyadayken meyletmiş oldukları ve sevindikleri hiçbir şeyin ellerinde olmadığını göreceklerdir.

Hikmet sahiplerinden birine dünyaya en çok neyin benzediği sorulunca şöyle cevap vermiş. “Uyuyan kişinin rüyaları.”

Bil ki dünyanın huyu, ilk olarak yumuşak ve sevecen bir şekilde kişiyi cezbedip sonunda helak etmektir. Dünya, talipleri için süslenip onlarla evlendikten sonra öldüren bir kadına benzer.

(…) Leys şöyle anlatıyor: “Meryem oğlu İsa (a.s) dünyayı, üzerinde her çeşit süs bulunan yaşlı bir kadın şeklinde görür ve ona sorar: ‘Kaç kere evlendin?’ Kadın der ki, saymadım! Hz. İsa sorar: ‘Hepsi de öldü mü, yoksa seni boşadılar mı?’ Kadın der ki hayır, hepsini öldürdüm! İsa (a.s) bunun üzerinde şöyle der: Geride bekleyen kocaların ne kadar da yiğitler! Birer birer öldürdüğün önceki kocalarından ibret alıp da senden kaçmıyorlar.”

Dünyanın içyüzünün, dış görünüşünden tamamen farklı olduğunu gösteren bir örnek

Bil ki dünyanın dışı süslü, içi çirkindir. Tıpkı süslü bir yaşlı kadın gibi, dış görünüşüyle insanları kandırır. Peçesini açtıklarında ve iç yüzünü öğrendiklerinde bütün çirkinlikleri ortaya çıkar. Onu takip ettiklerine pişman olur ve ona aldanmalarından dolayı utanırlar.

(…) İbni Abbas (r.a) şöyle demiştir: “Kıyamet gününde dünya saçları bembeyaz olmuş, mavi gözlü, köpek dişleri çıkık, sureti tamamen değişmiş bir yaşlı kadın şeklinde insanların önüne getirilir. Bu şekle girmiş olan dünya insanlara gösterilerek denilir ki, bu kadını tanıyor musunuz? Derler ki, bunu tanımaktan Allah’a sığınırız. Denilir ki bu, uğruna birbirinizi boğazladığınız, akrabalık bağlarını kestiğiniz, birbirinize haset ettiğiniz, kin güttüğünüz ve aldandığınız dünyadır. Sonra yaşlı kadın şeklindeki dünya cehenneme atılır ve orada şöyle bağırır: ‘Ya Rabb, bana uyanlar ve bağlananlar nerede?’ Bunun üzerine yüce Allah şöyle buyurur: Ona uyanları ve bağlananları da onun yanına gönderin.”

(…) Ebu’l- Ala şöyle anlatıyor: “Rüyamda kocaman, derisi buruşuk ve üzerine dünyanın bütün süsleri bulunan yaşlı bir kadın gördüm. İnsanlar onunla meşgul oluyorlar ve hayratler içinde ona bakıyorlardı. Ben de yanına gidip baktım. Onların bu yaşlı kadına bakmalarına ve ona yönelmelerine şaşırdım. Kadına dedim ki yazık sana, kimsin sen? Dedi ki, beni tanımıyor musun? Dedim ki hayır, tanımıyorum, kimsin sen? Dedi ki, ben dünyayım. Dedim ki, senin şerrinden Allah’a sığınırım. Dedi ki, benim şerrimden korunmak istiyorsan parayı sevme.”

(…) Ebu Bekir Ayyaş şöyle anlatıyor: “Rüyamda dünyayı saçları benbeyaz, kambur ve deforme olmuş yaşlı bir kadın şeklinde gördüm.”

Yine, Ebu Bekr Ayyaş şöyle diyor: “Rüyamda saçları beyazlamış, vücudu deforme olmuş, ellerini çırpan yaşlı bir kadın şeklinde gördüm. Arkasında onu takip eden, el çırparak dans eden birtakım insanlar vardı. Yanıma geldiğinde bana dönerek dedi ki seni ele geçirebilseydim, onlara yaptığımı sana da yapacaktım.” Bu sözleri söyleyen Ebu Bekr ağlamaya başladı ve şöyle dedi: “Bu rüyayı Bağdat’a gelmeden önce görmüştüm.”

(…) Fudayl şöyle anlatıyor: “Bana anlatıldığına göre adamın biri ölünce yolun ortasında, üzerinde süslü takılar ve elbiseler bulunan bir kadın görür. Kadın yanından geçen herkesi yaralamaktadır. Kadın arkasını döndüğünde insanların gördüğü en güzel şey, yüzünü çevirdiğinde ise en çirkin şey; saçları beyazlamış, mavi gözlü, gözleri görmeyen yaşlı bir kadın şekline giriyordu. Dedim ki, senden Allah’a sığınırım. Dedi ki hayır, vallahi parayı sevmedikçe Allah seni korumaz. Dedim ki, sem kimsin? Dedi ki, beni tanımıyor musun? Dedim ki hayır, tanımıyorum. Dedi ki, ben dünyayım.”

Kaynak: İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: 2 / bkz: 10-12

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı