Nefis Muhasebesi

Riya Yapmanın Amacı

sponsor

Hiç kuşkusuz, riyakarın riya yaparken güttüğü bir amaç vardır. Riyakar bir mal, makam veya nam elde etmek veya başka bir amaçla riya yapar. Bunun da üç derecesi vardır:

1-► Bir günahı işleyebilmek amacıyla riya yapmaktır ki bu en şiddetlisi ve en büyüğüdür. Tıpkı güvenilir biri olarak tanıtıp yargıda, vakıflarda ve yetimlerin malları üzerinde yetki sahibi olarak onları almak veya dağıtmak üzere zekat mallarının kendisine verilmesini sağlayıp gücü yettiği kadarını kendisine ayırmak veya emanet mallarının kendisine verilmesini sağlayıp bir kısmını zimmetine geçirmek vb. amaçlarla ibadet ederken riya yapıp takva ve vera sahibi olduğunu gösteren ve şüpheli şeylerden kaçınan kişi örneğinde olduğu gibi…

Bunlardan bazıları sufilerin giydiklerini giyip huşü sahibi ve öğüt alan birisi gibi görünür ama bütün bunları yapmadaki kastı helal olmayan bir hedefe ulaşmaktır. Bazen vaaz meclislerine gider ama maksadı kadınları görebilmektir. Bazen hacca gider ama muradı yolda bir günah işlemektir. Bunlar yüce Allah’ın en sevmediği riyakarlardır. Çünkü onlar Rablerine yaptıkları ibadeti O’na isyan etmede bir merdiven olarak kullanmışlardır. Israrla ibadeti O’na isyan etmede bir merdiven olarak kullanmışlardır.

Israrla yapmakta olduğu bir suçla itham edilip kendisinden töhmeti uzaklaştırmak için takva sahibiymiş gibi görünmeye çalışan kişi ile bir emaneti aldığını inkar edip insanların onu aldığı suçlamasını yönelttikleri ve bunun üzerine “Bu adam kendi malını tasadduk ediyor, nasıl olur da başkasının emanet verdiği malı zimmetine geçirebilir?” denilsin diye malı tasadduk eden kişinin durumu da bu hükme yakındır.

2-► Bir malı elde etmek veya bir kadınla evlenmek gibi mübah bir şeyi elde etme amacıyla zikirle meşgul olmak ve zahit görünmeye çalışmaktır. Yine, abid bir alimin kızıyla evlenmek isteyip kızını kendisiyle evlendirmek istesin diye ilim ve ibadet ehliymiş gibi görünen kişi de böyledir. Bu daha ram bir riyadır. Çünkü burada kişi, Allah’a ibadet ve taat etmekle dünya metaını talep etmektedir. Ancak bu riya birinciden bir alt mertebededir. Çünkü bu riya ile amaçlanan şey bizatihi mübahtır.

3-► Herhangi bir haz veya mal elde etmek veya bir kadınla evlenmek amacı taşımamakla birlikte halkın onun eksik biri olduğunu düşünmelerinden veya avamdan biri olduğuna inanmalarından korkarak ibadet gösterisinde bulunmasıdır. Kendisi havastan ve zahitlerden sayılmak istemektedir.Tıpkı yürürken insanlar ona baktığında daha güzel yürümeye başlayan ve hakkında “vakar sahibi değil, eğlenceyi seven birisi” denilmemesi için aceleyi bırakan kişi gibi… Yine, herkesten önce gülen ve mizah yapan, bundan dolayı insanların kendisine küçümseyen gözlerle bakmasından korkup hemen tövbe istiğfar edip derin derin nefes alıp iç çekerek bu duruma üzüldüğünü söyleyen sonra da “İnsanın ne büyük kendini bilmezliği bu!” diyen kişi de böyledir. Oysa Allah, onun kendi başına kaldığında bunu yapmaktan çekinmeyeceğini bilmektedir. Onun tek korkusu, insanların kendisine saygı duyarak değil, küçümseyerek bakmasıdır.

Yine, teravih veya teheccüt namazı kılan, pazartesi ve perşembe günleri oruç tutan veya sadaka veren bir grup gördüğü zaman tembel olduğunu söylemelerinden korkarak onların yaptıklarını yapan, kendi başına kalmış olsa bunlardan hiçbirini yapmayacak kişi de böyledir.

Aynı şekilde, arefe veya aşure gününde veya haram aylarda susuz kalıp insanların onun oruç tutmadığını öğrenmelerinden korkarak su içmeyen, onun oruçlu olduğunu zannettikleri zaman sırf bundan dolayı yemekten kaçınan veya bir yemeğe davet edilince oruçlu olduğu zannedilsin diye oraya gitmeyen kimse de böyledir. Bazen böyle biri kendisinin oruçlu olduğunu açıkça söylemeyip “bir özrüm var” der. Bunu yapmakla iki çirkin şeyi birlikte gerçekleştirmiş olur.

Önce oruçlu olduğunu, sonra riyakar değil samimi olduğunu ve yaptığı ibadeti insanlara söyleyip de riyakar olmaktan kaçındığnı göstermiş olur. Bunu yapmakla kendisi hakkında “yaptığı ibadeti gizliyor” denilmesini ister. Sonra su içmek zorunda kalırsa açıktan veya ima yoluyla bu hususta kendisi için herhangi bir özür zikretmekten geri durmaz ve kişiyi aşırı susuz bırakan ve oruç tutmasına engel olan bir hastalığı olduğunu söyleyerek bahane uydurur. Veya “filancanın gönlünü hoş etmek için oruç açtım” der. Bazen de riya olsun diye özür ileri sürdüğü zannedilmemesi için suyu içtikten hemen sonra bunları bunları söylemez. Ancak bir süre sabredip özrünü bir hikaye bağlamında zikrederek şöyle der: “Filanca, ihvanı çok seviyor ve insanların onun yemeğinden yemesini çok istiyor. Bu gün bana yemem için çok ısrar etti ve ben de onun gönlünü hoş etmekten başka bir çıkar yol bulamadım!” Yine şöyle der: “Annemin kalbi çok zayıf ve bana çok düşkün. Bir gün oruç tutsam hastalanacağım diye korkuyor ve oruç tutmama izin vermiyor!”

Bu ve benzeri sözler riya alametidir ve ancak riya kişinin içinde kök salıp oraya yerleştiği zaman dile gelirler. Samimi ve ihlaslı olan kişi ise halkın kendisine nasıl baktığına aldırmaz. Aksine, yüce Allah’ın kendi halini bilmesiyle yetinir.

Kaynak: İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: 2 / bkz: 89-91

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı