Sadi Şirazi Güzel Hikayeler

Sadi Şirazi Sözleri 11. Bölüm

► Can besleyenler, midesi dolu olanın hikmetçe boş olduğunu bilmez. İnsan; iki gözle tek karna sahip olduğu halde bir türlü doymak bilmez. Şu büklüm büklüm bağırsak bırak boş kalsın, senin için daha iyi. Hani ateşe atacak şeylerle cehennemi doldururlar da: o hala ‘daha yok mu’ diye bağırır ya işte bu da onun gibi

► Adamın biri sabahleyin erkenden bir dilek için Harzemşah’ın huzuruna çıkar. Hükümdarı görünce karşısında eğilip büküldü, ardından yüzünü yerlere sürüp kalktı. Bunu gören oğlu, gizlice sordu: Canım babacığım; hani sen bana: ‘kıble hicaz toprağıdır’ dememiş miydin? Öyleyse bugün niye başka yöne durdun

► Bağırsağı geniş olanın yüreği dar olur ve bu yüzden nefislerinin arzularına karşı koyamazlar. Her zaman hurmayı yemek ve alıp götürmek nasip olmuyor işte! Bak şu çirkin huylu obura, sence ne diye can verdi? Gördüğün gibi mide, ele bağ ayağa zincirdir. Midesine kul olan, Allah’a kulluk edemez. Baştan ayağa karından ibaret olduğu için, ufacık karınlı bir karınca, çekirgeyi ayağından çekip yuvasına götürür.

Arkadaş !

Bal diye peşine düştüğün arının iğnesine dayanmalısın.

Böyle yapmaktansa elindeki pekmezle yetin daha iyi. Yüce Allah kısmetine razı olmayan kuldan hoşlanmaz.

► Arkadaş kimseye sırrını açma! Zira o başkalarına açabilir. Mücevherleri, hazinecilere teslim et; sırrını da kalbine. Çıkmadığı müddetçe söze sen hakimsin. Çıktığı an, o sana hakim olur. Söz, gönül kuyusuna atılmış, orada bağlı tutulan devdir. Damağına ve ağzına çıkmasına izin verme sakın. Zira dev, kafesten kurtulunca kimsenin la-havle çekmesiyle geri dönmez, bunu bilirsin. Her ne kadar tutsak deve yol vermek mümkünse de, hileyle onu tekrar yakalamak mümkün değildir.

► Oyuna çok dalma sakın, yoksa kendi kıymetini düşürürsün. Çok sert ve acımasız olursan, kaçarlar senden. Haddinden fazla yumuşak ve merhametli olursan, tepene binerler bu kez. Ne çok sert, ne fazla yumuşak, ne hiç acımasız, ne hep merhamet; her şey ölçüsünde ve kararında güzeldir.

► İnsan için en güzel şey, kendini tutabilme melekesidir. Kendisini ilgilendirmediği bir meselede, neden başkalarının şunu-bunuyla uğraşsın ki! Yüce Allah: gör, dinle, konuş ve düşün diye sana göz, kulak, ağız ve gönül vermiştir. Bunların hepsi inişi-yokuşu ayırt etmen ve iyiyi ve kötüyü karıştırmaman içindir.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı