Kürsüden Gönüllere Vaazlar

Salebe (İbretlik Bir) Kıssası

sponsor

Sana yazıklar olsun ! Bin defa olsun, Allah’ın seni devamlı olarak kontrol ettiğini düşünde birazcık olsun Allah’tan utan! Eğer illa ki servet peşinde koşacaksan, bil ki fazilet ve üstünlük ondan uzaklaşmaktadır. Bunu kabul etmen gerek. Bu konuda hatalı olduğunu kendin kabul etmelisin. Böyle yapman, kurtuluşun için daha iyidir.

Değerli kardeşim ! Şunu iyi bil ki, sahabeler zamanlarında helal varken bile, mübahlardan en çok sakınan kimseler idiler. Biz, helal diye bir şey kalmayan bir anda yaşıyoruz. Helalinden rızkımızı temin etmek ve avret yerimizi kapatacak kadar giyim eşyasını helalinden bulamazken, fazla servet toplamak nasıl olur? Allah cümlemizi korusun. Sonra, sahabenin takva ve haramdan kaçınması nerde, bizim takva ve haramdan sakınmamız nerde? Onların zahidliği ve herşeyde gösterdikleri dikkat bizde ne gezer? Onların ihlası ve iyi niyeti gibi, ihlas ve iyi niyet bizde ne arar. Bizim düşünce ve kanaatlerimiz, heva ve nefis hastalıklarıyla çepeçevre sarılmıştır.

Yakın olan kıyamet yolculuğunda yükü az olanlara ne mutlu, helal haram diye ayırmadan servet toplayanların hali ise gerçekten perişandır. Onların üzüntüsü uzun zaman devam eder. Size öğüt ve nasihat ediyorum. İster kabul edersiniz, ister etmezsiniz. Bu konuşmamdan ibret alacaklar azdır. Allah sizi ve bizi hayırlı işler yapmaya muvaffak eylesin.

Salebe b. Hatıb, fakir bir zattı. Bir gün Resulüllah’a gelerek şöyle dedi; Ya Resulüllah; Allah’a dua et de bana biraz servet ihsan etsin.

Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: Şükrünü eda edebildiğin az servet, hakkını vermediğin çok servetten daha hayırlıdır. Fakat Salebe istediğinde ısrar edince: Ya Salebe, örnek olarak ben sana yetmiyor muyum? Allah Resulü ile beraber olmak istemez misin? Ben istemiş olsaydım, bu dağlar benim için hemen altın olurdu. Ancak Salebe yine de söylediğinde ısrar etti ve dedi ki: Seni Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, eğer Allah’a dua edersen ve Allah’ta beni servet sahibi kılarsa, onun hakkı ne ise öder, şöyle şöyle hayırlar işlerim. Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: Allah’ım Salebenin servetini artır.

Salebe biraz koyun aldı. Onlar kısa zamanda öyle çoğaldılar ki, Medine’ye sığamaz oldular. Bunun üzerine Salebe,sürülerini Medine’nin dışına bir yere götürdü. Fakat meşgalesi arttığından, ancak öğle ile ikindi namazlarında cemaate iştirak edebildi. Bir süre böyle devam etti, sonra oraya da sığamadı ve daha uzaklara gitmek zorunda kaldı. O zaman ancak Cuma namazlarına Cami’ye gelebildi. Bir müddet sonra, sürüsü daha da artınca bulunduğu yerden daha uzaklara gitti. Artık Cuma’larıda Medine’ye gelemediği için Medine’de olup bitenleri gelip geçenlerden soruyor ve; Medine’de ne var ne yok diyordu. Resulüllah’da gelip geçenlerden Salebenin halini soruyordu. Onun durumunu anlattıklarında: Resulüllah;

Çok yazık Salebe mahvoldu diyordu.

Bu arada çok geçmeden zekat ve sadakayı emreden ayet nazil oldu: “Onların mallarından bir zekat al ki, onunla kendilerini temize çıkarmış (günahlardan kurtarmış) mallarına bereket vermiş olasın. Birde onlar için dua et. Çünkü senin duan, onlar için bir huzur ve rahatlıktır (Tevbe 103)”

Bu ayetin nazil olmasından sonra Resulüllah, Cüheyne ve Süleyme kabilelerinden iki kişiyi zekatları toplamak üzere görevlendirdi ve buyurdu ki: Salebe ile Süleymi kabilesinden filan adama gidin, onların zekatını alın getirin.

Onlar ilk önce Salebe’ye gitti ve zekat ayetini okuduktan sonra Resulüllah’ın emrini ona bildirdiler. Salebe dedi ki: Sizin bu istediğiniz, Cizye (Müslüman olmayanlardan alınan verdi) den başka bir şey değildir. Bu cevabı alınca oradan ayrıldılar ve diğerlerini dolaştılar. Salebe’ye tekrar uğradılar, fakat Salebe yine emre uymadı. Süleymi kabilesinden olan adama zekat almak üzere gittiklerinde ise, Süleymi bunu daha yolda iken duymuş ve en iyi devesini hazırlamştı. Görevlileri böyle karşıladı.Görevliler ona dedi ki: Sen bu kadar borçlu değilsin, Senin bu deveni alamayız. Süleymi dedi ki: Ben bunu zorla değil, isteyerek veriyorum. Lütfen bunu kabul edin. Görevliler bütün zekat mallarını topladıktan sonra tekrar Salebe’ye uğradılar ve zekatını ödemesini istediler. Salebe dedi ki: Verinde şu emre bir bakayım. Onlar Resulüllah’ın emrini gösterdiler. Salebe dedi ki :Bu cizye değilse de onun kardeşidir.

Bu sözleriyle de zekatını ödemekten kaçndı. Onlarda oradan uzaklaştılar ve gözden kayboluncaya kadar arkalarına dönüp baktılar. Fakat bütün gayretleri boşuna idi. Salebe zekatını ödemeyecekti. Resulüllah daha yolda iken toplanan zekat mallarını görünce Salebe’nin zekatını ödemediğini anladı ve Çok yazık Salebe helak oldu dedi. Süleymiye’de dua etti. Daha sonra

Salebe hakkında şu ayet nazil oldu

“Onlardan bir kısmı da Allah’a şöyle ahdetmişti: Eğer bize lütuf ve kereminden ikram ederse, şüphesiz zekatını vereceğiz, gerçekten salihlerden olacağız. Allah kereminden istediklerini verince de ondan yüz çevirdiler, Zaten döneklik edip duruyorlardı (Tevbe 75-76)”

İşte malın azgınlığı, kötülüğü ve insanı düşürdüğü durum böyledir. Resulüllah’ın kabul etmediği şeyi biz nasıl kabul ederiz diyerekten Hz Ebu Bekir ve Hz Ömer’de Salebenin zekatını Resulüllah’dan sonra kabul etmemişlerdi.

Artık anlatılan bu rivayetten ve kıssadan anlayacağını anlamışsındır.

Kaynak: İmam Gazali / el-İhya / C:3

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı