Şeytanın Görevleri

Şeytanın Kalbe Giriş Yolları

sponsor

Ey okuyucu kardeşim !

Şunu bil ki kalp yaratılışı bakımından ilahi hakikatleri kabul etmeye kabiliyetlidir. Kalbe giden ilimler ikiye ayrılır ki bunlar da;

Akli ilimler ve

şer’i ilimler.

Akli ilimler de,

zaruri ilimler ve

çalışma ile kazanılmış olan ilimler olmak üzere yine ikiye ayrılırlar.

Bunlardan ikincisi, yani çalışma ile kazanılmış olan ilimler de kendi aralarında iki kısma ayrılırlar.

Dünyaya ait ilimler,

Ahirete ait ilimler.

Duymak ve taklit etmek yollarından biriyle değil, aklın kendi varlığıyla bilinen ilimler

Zaruri ve

Kazanılmış olmak üzere yine ikiye ayrılırlar.

Doğuştan Gelen Bilgiler (Zaruri İlimler)

Zaruri ilimler, nasıl ve nereden geldiği anlaşılamayan bilgilerdir. Bir kimsenin aynı anda iki yerde bulunamayacağını, bir şeyin hem yaratılmış hem yaratan olamayacağını bilmek gibi. Yine bir varlığın aynı anda hem var hem yok olamayacağını bilmek de zaruri ilimlerdendir. Bunlar doğuştan getirdiğimiz bilgilerdir. Aklı yerinde olan insan, bu gerçekleri böyle kabul eder, Ancak bunların nereden ve ne zaman kazanıldığı belli değildir. Bunlarında Yüce Allah’tan geldiği bellidir,f akat kesin bir sebebini bulamaz.

Kazanılmış ilim ise, öğrenmek ve delil getirmekle elde edilen ilimlerdir. Bunların ikisi de akıl ile ilgili ilimlerdir.

Hz Ali (r.a) diyor ki; Aklı iki türlü gördüm: Biri yaratılmış akıl, diğeri kazanılmış akıl. Gözü kör olanlar için güneşin ışınları bir fayda sağlamadığı gibi, yaratılmış akıl olmasaydı kazanılmış akıl da insana bir fayda sağlamazdı.

Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) buyuruyor ki;

“İnsanlar türlü iyilikleriyle Yüce Allah’a yaklaşırlarken, sen de aklın ile yaklaş.” Bu hadis-i şerifte geçen akıldan murat da kazanılmış akıldır. Zira yaratılmış akıl ile Yüce Allah’a yaklaşmak imkanı yoktur. Sadece kazanılmış akıl ile ona yaklaşmak mümkündür. İnsanın kalbi bir göze benzer. Kalbpe ki aklın durumu, gözdeki görme gücünü hatırlatır.

Baştaki göz ile kalpdeki basiret denilen göz arasında, sıkı bir ilişkinin bulunduğu aşağıdaki ayet-i celileden de anlaşılmaktadır.

Yüce Allah buyuruyor ki;

“(Gözün gördüğünü gönül yalanlamadı. (Necm Süresi11. ayet)”.

“(Yüce Allah buyuruyor ki;

Gerçek şudur ki gözleri yalnız (görmemek suretiyle) kör olmaz, fakat asıl göğüslerde olan kalbler kör olur. (Hac Süresi 46. ayet)”

Yüce Allah buyuruyor ki;

“(Kim bu dünyada (hakkı görmeyecek kadar) kör olursa, artık o ahirette de kördür ve yol bakımından da daha sapıktır (İsra Süresi 72. ayet)”

DİN İLE İLGİLİ İLİMLER

Akıl olmadan işitmek veya hiç işitmeden akıl sahibi olmak yeterli olmaz. Aklı göz önünde bulundurmadan sadece taklit ile yetinmek bilgisizliktir. Kur’an ve Sünnetin bildirdiğini bir yana bırakıp yalnız akıl ile yetinmek de en büyük aldanıştır.

Kur’an ve Sünnet’in bildirdikleriyle aklı bir arada bulundurmak en doğrusudur. Çünkü akla ait bilgiler besinler, dine ait bilgiler de ilaçlara benzerler. Hastalanmış bir adam tedavi edilmedikçe yediği besinlerden zarar görür. Aynen bunun gibi kalbi hastalanmış bir insan da, dinden sağlanan manevi ilaçlarla tedavi edilir.

Bu ilaçlar, Peygamberlerin yaptıkları ibadetler ve iyi amellerdir. Hastalanmış bir kalbi, dini ibadetlerle tedavi etmeyip sadece akli ilimlerle yetinmek, hasta bir insanı sağlığına kavuşturmadan kuvvetli yemeklerle beslemeye kalkmak demektir. Sağlam bir adam için bu yemekler belki faydalıdır, ancak bir hasta için onu ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramaz.

Kimi insanlar dine ait bilgilerle akla ait bilgilerin bir birlerini çürüttüklerini ve bunların bir arada bulunamayacaklarını sanırlar. Bunların kalp gözü kördür. Bunlardan bir kısmı daha da ileriye giderek dini hükümlerin kendi aralarında birbirini tutmazlık bulunduğunu öne sürecek kadar anlayışsızlık içine düşerler. Sonra da dinde birbirini tutmayan hükümler var diyerek zihinlerini karıştırırlar.

Böyle düşünen kimseler, kılın yağdan ayrılması gibi imandan ayrılmış olurlar. Bu insanların kendi düşüncelerinin yetersizliği, dini hükümlerde birbirini tutmazlığın bulunduğu zannını uyandırır. Böyle hükümler olduğunu sanan bir kimse, tanımadığı birinin evine gidip, salondaki masa ve sandalyelere çarpan köre benzer. Bu kör;

Bu masayı niçin yerine koymadınız ? diyerek ev sahibine çıkışırken, bütün mobilyanın yerli yerinde bulunduğunun farkında bile değildir. Buna verilecek en uygun cevap şöyledir;

Yazık sana, gözlerinin kör olduğunu düşünmüyorsun da başkalarında kusur buluyor ve onlara çatıyorsun. İşte dine ait ilimleri akla ait ilimlere göre durumu böyledir.

Dünya ve Ahiret İlimleri

Akli ilimler de dünya ve ahirete ait olmak üzere iki kısımdır.

Dünyaya ait olanlar şunlardır;; Tıb, matematik, cebir, astronomi, geometri ve diğer teknik ilimler.

Ahirete ait olan ilimler de Hz Allah’ın zat ve sıfatlarını, kalbin hallerini ve amellerinin afetlerin bildiren ilimlerdir.

Hz Ali (r.a) , dünya ve ahireti anlatırken üç örnek vermiş ve şöyle demiştir;

Dünya ve ahiret, terazinin iki gözü, doğu ile batı ve aynı erkeğe varan iki kadın kalbi gibidirler. Bunlardan bir tanesine yöneldiğin zaman diğeri ihmal edilmiş olur. Diğerine yöneldiğin zaman da bu sefer bu taraf ihmale uğramış sayılır. Birinin gönlünü daha çok yapayım derken, öbürünün küstürürsün.

Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) buyuruyor ki;

Cennete girenlerin çoğu, dünya işlerini pek anlamayanlardır.

Hasan-ı Basri Sahabi’yi kastederek şöyle demiştir;

Biz öyle insanlara yetiştik ki, siz onları görseniz bunlar delidir derdiniz. Onlar da sizi görseler, bunlar Müslüman değildir derlerdi.

Dünya ilimlerini bilmeyen bazı insanlar, din mevzuunda duydukları kendilerine garip gelen bir hükmünü hemen inkara yeltenir ve burada birbirini tutmazlık var derler.

Ey okuyucu onların bu sapık sözlerine sakın aldırma. Çünkü doğuda gezen bir insanın batıda bulunan bir varlığı iyice bilmesine imkan yoktur. Dünya ve ahiret işleri de buna benzer.

Yüce Allah buyuruyor ki;

“Öldükten sonra huzurunuza gelip hesap vereceklerini ummayan, dünya hayatından hoşnut olup, onunla emniyet içinde olanlar ve bunca ayetlerimizden (delillerimizden) gafil bulunanlar (Yunus Süresi 7. ayet)”

“Onlar bu dünya hayatının (yalnız) dış görünüşünü bilirler. Ahiretten ise habersizdirler (Rum Süresi 7. ayet)”

“Bu yüzden ey Habibim, sen bizi zikretmekten yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şeyi istemeyenlere bakma. İşte onların ilimden erebildikleri gaye, bu dünya işidir. (Necm Süresi 29-30. ayet)”

Kaynak: İmam-ı Gazali / C:3 / bkz: 49-54

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı