Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
7,3608
EURO
8,9503
ALTIN
440,20
BIST
1.544
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Rüzgarlı
18°C
Bursa
18°C
Rüzgarlı
Çarşamba Yağışlı
12°C
Perşembe Kar Yağışlı
5°C
Cuma Parçalı Bulutlu
9°C
Cumartesi Yağışlı
13°C
SON DAKİKA
Farz ve Nafile İbadetlerin Önemi
Ben Sana Emretmişken Seni Secde Etmekten Alıkoyan Nedir?
Ezan-ı Muhammediye
Allah Var Diyorsun Ondan Sonra Yok Gibi Davranıyorsun
Hiç Ölmeyecekmiş Gibi Yaşıyorsunuz
Oğlum! Nasihat İstiyordun Al Sana Nasihat
Yetiş Ey Allah’ın Resulü Yıkılıyoruz
Allah Var Diyorsun Ama Yok Gibi Davranıyorsun
Ey İnsanlar…!
Verilen Sözü Yerine Getirmek
Kanaatkar Olmak yada İyilik Yaparım adına Dünya malı Toplamak. Sonuç mu?
Hz Ali’nin oğlu Hz Hasan’a Nasihatleri
Hz Ali’nin Güzel Bir Vaazı
Taharetsiz Namaz Kabul Olur mu?
Secdede Ayakların Yerden Kesilmesi Namaza Zarar Verir mi?
Vakti İyi Değerlendirmek
Çocuğun Anne Baba Üzerindeki Hakkı – Diyanet
Her Nefesin Kıymetini Bilmek
Sahi Ya Ne Oldu Bize?
Namaz Belirli Vakitlerde Müminlere Farz Kılınmıştır
Namaz Dinin Direğidir
Cinsel İlişki Hakkında Bilmeniz Gereken Hususlar
Cinsel İlişkiye Girmenin Amacı ve Gayesi
Namazda Allah’tan Habersiz Olmak
Kerahat Vaktinde Neden Namaz Kılınmaz?
Vakit Namazlarının Geciktirilmesi
Namazın Vacipleri Nelerdir?
Namazlardaki Rekat Sayıları Neden Farklı?
İşçi ve İşveren için Namaz Meselesi
Sahibini Kötülükten Alıkoymayan Namaz Hakkında; Bir Ayet Bir hadis İnceleme
Sorumluluk İsteyen Bir İbadet: Namaz
Kıldığın Namaz Sende Değişikliğe Sebep Olmuyorsa O Namaza Yeniden Başla
Seferi iken Kılınamayan Namazın Kazası Nasıl Yapılır?
Kaç Yaşına Kadar ve Namaz Kılmayan Çocuğun Günahı Kimedir?
Ters İlişkinin Zararları
Cemaatle Namaz Kılmak
Helal Haram Duyarlılığı Hakkında Vaaz & Diyanet
Kısaca Namazı Bozan Davranışlar & Diyanet
Hangi Vakitlerde Namaz Kılınmaz ve Sebepleri
Namaz Kılarken Her Rekatta Aynı Süreyi Okumak Caiz midir?
Namaz Kılarken Aklımıza Başka Şeyler Geliyorsa
Namaz Neye Benzer?
Namazı Vaktinde Kılmanın Önemi ve Gerekliliği
Uyuma ve Unutma Sebebiyle Kaçırılan Namazın Hükmü Nedir?
Namazı Dosdoğru Kılın Ayeti ve Tefsiri
Namazı Bozan Şeyler Nelerdir?
Namaz Kılan Birisini Güldürmek Günah Mıdır?
Namazın Sünnetleri Nelerdir?
İş Yerinde Namaz Kılamıyorum. Ne Yapmalıyım?
Namazda Tadil-i Erkanın Hükmü Nedir?
Namazı Huşu İçinde Kılmak
Fe Eyne Tezhebun (Bu Gidiş Nereye?)
Namaza Hazırlık Yapmak ve Şartları
Covid-19 Sayesinde İnsanın Kendisi ile Yüzleşmesi
Namaz Kılarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Namazda Şeytandan Gelen Vesvese
Namaz Kılmanın ve Cemaatin Fazileti
Gözümün Nuru, Dinin Direği Namaz
Namaz Konusunda Gevşeklik ve Tembellik Göstermenin Bazı Sonuçları
Salih Bir Amel: Namaz

Sorumluluk Bilinci

13.01.2021
0
A+
A-

İnsanın hayatına anlam katan ve onu en üstün değere ulaştıran sorumluluk duygusu, dünya ve ahiret huzurunu temin eden en önemli haslettir

En güzel şekilde yaratılan ve üstün vasıflarla donatılan insanı varlık aleminde önemli ve anlamlı kılan husus; onun insan, eşya ve yüce Allah ile ilişkisinde sorumluluk sahibi olmasıdır.

İnsanın varoluş gayesinin esasını oluşturan bu duygu, hayatın tamamına bütünlüklü bir değerler dünyası içinde bakabilmeyi öğreterek insanın muhkem bir hayat felsefesi inşa etmesini sağlamaktadır. İnsanın hayatına anlam katan ve onu en üstün değere ulaştıran sorumluluk duygusu, dünya ve ahiret huzurunu temin eden en önemli haslettir

Söz konusu ideale ulaşmak ise kişinin dini ve sosyal hayatta yerine getirmekle yükümlü olduğu görevlerini bu temel ilke doğrultusunda bilinç, gayret ve özveriyle gerçekleştirmesiyle mümkündür. Nitekim tevhit inancının yerleşmesi, adaletin tesisi ve güzel ahlakın yaşanması için mücadele ederek insanlığın rehberi ve hakikat yolunun en büyük öğretmenleri olan peygamberler, söz ve davranışlarının dünya ve ahirete yönelik neticelerini tefekkür ve sorumluluğunu idrak eden bireyler yetiştirerek bir huzur toplumu oluşturma gayreti içerisinde olmuşlardır

Bu hedefin gerçekleştirilmesinde tahkiki imanın önemli bir yeri olduğu, göz ardı edilemez bir gerçektir. Tahkiki iman, İslam’ın insana kazandırmak istediği sorumluluk bilincinin oluşup gelişmesindeki en önemli etkendir.

Çünkü insanın bütün varlık alemiyle ilişkisinin şekil ve boyutlarını belirleyen merkez nokta, onun Allah ile olan ilişkisidir. Hem mabut hem de mahlukla ilgili yükümlülüklere yönelik bu duyarlılığın tahkim edilmesinde imandan sonraki en önemli boyut ise kulu Allah’a yaklaştıran ibadetler ve onun somut neticesi olan güzel ahlak ile bu doğrultudaki ölçülü tutum ve davranışlardır.

Diğer yandan kulluğun en özel boyutu olan ibadet ve güzel ahlakın yanı sıra bunların tabi sonucu olan hukuk olmaksızın sorumluluk düşüncesinden bahsetmek mümkün değildir. Bu sebeple İslam, insanın kendisiyle, Rabbiyle, toplumla, çevreyle ve bütün varlık alemiyle ilişkisini en ideal düzeyde belirleyen ilkeleri açıklayarak ona dünya ve ahiret huzurunu temin edecek sorumluluklar yüklemiştir.

Varlık alemi içerisinde yüce Allah’ın sorumluluk teklifini kabul ederek bu zorlu emaneti yüklenen tek canlı insandır.

Varlık alemi içerisinde yüce Allah’ın sorumluluk teklifini kabul ederek bu zorlu emaneti yüklenen tek canlı insandır. Zira o, diğer varlıklarda bulunmayan akıl ve iradeye sahip olmakla kendine özgü inancı, değer yargıları ve kültürüyle tebarüz etmektedir. Bu da onu dini, ahlaki, içtimai ve hukuki bakımdan sorumluluğa elverişli ve yatkın kılmaktadır. Nitekim hayatımızı anlamlandırıp bereketlendiren yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim; “İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder? (Kıyamet 36)” ayetiyle, zikredilen hususu teyit etmektedir.

Buna göre, sorumluluk duygusu ve ondan neşet eden davranış bilinci, her şeyden önce bireysel alanda varlık göstermektedir. “Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz (Bakara 134)” ayeti de sözü edilen gerçeğe temas eden önemli bir referanstır

Bu da insanoğlunun ahlaki hafızası olan fıtrat ve vicdanın gereklerini yerine getirmek ve dinimizin münker olarak nitelediği kötülük ve çirkinliklerden uzak durmakla gerçekleşecektir. Bu yönüyle sorumluluk bilinci, kişiliğin oluşmasında önemli bir değer olduğundan bireysel manada ahlaki bir varlık olmanın önemli bir alametidir. Sorumluluğun bulunmadığı yerde birey olmaktan ve kimlikten söz etmek imkan dahilinde değildir.

Sorumluluk bilinci, toplumsal boyutta ise erdemli bir hayat sürdürebilmenin ön şartı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Zira toplumda tek başına yaşayamayan insanın, toplumu oluşturan diğer insanlara ve çevreye karşı gözetmek zorunda olduğu hak ve ödevleri vardır. Dolayısıyla sorumluluk bilinci, sosyal bir varlık olan insandan sadır olan davranışların toplum ve çevre üzerinde oluşabilecek etkilerini de dikkate almayı gerektirmektedir. Bu açıdan kamil insan, ortaya koyduğu davranışların sebeplerini bilip sonuçlarının hesabını verebilen ve bu yönüyle, birlikte yaşadığı diğer insanların da sorumluluğunu üstlenebilecek bir karaktere sahip olan kimsedir.

Bu meyanda, sevgili Peygamberimiz (s.a.v), insanların toplumsal sorumluluklarına işaret etmek üzere; bir gemiyi paylaşan ve bir kısmı üstte, bir kısmı altta bulunan insanları örnek vererek, altta bulunanların su ihtiyaçlarını karşılamak için gemiyi delmek istediklerinde, üsttekilerin buna mani olmadıkları takdirde geminin batıp hepsinin boğulacağını; mani olmaları durumunda ise tümünün kurtulacağını haber vererek bu gerçeğe işaret etmektedir

Dolayısıyla gelişi güzel ve sorumsuz bir hayat tarzını tasvip etmeyen yüce dinimiz İslam, iyiliğin egemen olması ve kötülüğün önlenmesi idealine hizmet etme sorumluluğu noktasında toplumun bütün fertlerinin etkin rol almasını vazetmektedir.

“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz… (Al-i İmran 110)” ayetiyle dile getirilen bu husus, toplumu oluşturan bütün bireylere kolektif bir sorumluluk yüklemektedir. Söz konusu asil duruş ortaya konulamadığı takdirde, toplumda bir takım problemlerin zuhur edeceği izahtan varestedir.

Sorumluluk duygusunun son boyutu ise tüm yapıp etmelerimizin ilahi mahkemede hesabının verileceği ahiretle ilgilidir.

Fakat sorumluluk bilincine sahip bir kimsenin, tüm varlıkları değerli kabul ettiğinden dolayı başkası için tehdit oluşturması düşünülemez. Sorumluluk duygusunun son boyutu ise tüm yapıp etmelerimizin ilahi mahkemede hesabının verileceği ahiretle ilgilidir.

Buna göre, dünya hayatında ortaya konulan davranışlardan dolayı ceza gününde Cenab-ı Hak tarafından hesaba çekileceğine dair muhkem bir iman, bireysel ve toplumsal sorumluluğun yegane teminatıdır.

Bunun tam tersi bir durum olarak, dini şuur ve hassasiyetin zayıflayıp örselendiği toplumlarda müşahede edilen ahlaki çöküşün, beraberinde bireysel ve toplumsal sorumlulukların da çöküşüne sebep olduğu son derece açık bir gerçekliktir. Bu itibarla bireysel, toplumsal ve uhrevi sorumluluk boyutlarının tümden ihya edilmesi, iyiliklerin fert ve toplumda kök salıp kötülüklerin ortadan kalkmasına ve dolayısıyla güzel ahlaka dayalı bir toplum inşasına hizmet edecektir.

Kaynak: Ali Erbaş / Diyanet Dergisi Nisan 2020 / bkz: 4-5

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.