Taha Süresi Meali ve TefsiriTefsir

Ta’ha Süresi Açıklamalı Türkçe Meali / İbn Kesir

sponsor

Rahman ve Kur’an

Ta’ha Süresi 1. Ayet: Ta-Ha

Ta’ha Süresi 2. Ayet: Biz sana Kur’an-ı güçlük çekesin diye indirmedik

Ta’ha Süresi 3. Ayet: Ancak korku duyan kimseye öğüt olmak üzere (gönderdik)

Ta’ha Süresi 4. Ayet: O, yeri ve gökleri yaratan Allah tarafından indirilmiştir

Ta’ha Süresi 5. Ayet: Rahman Arş’a istiva etti

Ta’ha Süresi 6. Ayet: Göklerde, yerde, onların arasında ve nemli toprağın altında olanların hepsi O’nundur

Ta’ha Süresi 7. Ayet: Sen sözünü açığa vursan bile muhakkak: O saklı olanı da, ondan gizli olanı da bilir

Ta’ha Süresi 8. Ayet: Allah odur ki: Ondan başka ilah yoktur. En güzel isimler yalnız Onundur

Musa’nın Haberi

Ta’ha Süresi 9. Ayet: Sana Musa’nın haberi geldi mi?

Ta’ha Süresi 10. Ayet: Hani o bir ateş görmüştü de ailesine: Siz burada durun. Çünkü ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir parça kor getiririm yahut ateşin yanında bana yol gösteren bulurum demişti.

Ta’ha Süresi 11. Ayet: O ateşin yanına vardığında ona: Ey Musa diye seslendik

Ta’ha Süresi 12. Ayet: Gerçekten ben senin Rabbinim. Hemen papuçlarını çıkar. Çünkü sen kutsal vadi Tuva’dasın

Ta’ha Süresi 13. Ayet: Ben seni seçtim. Şimdi sana vahyolanı dinle:

Ta’ha Süresi 14. Ayet: Ben, evet ben Allah’ım, benden başka ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet et ve beni zikretmek için namaza kalk

Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Kim bir namazı uyuduğu için kılmaz yahut unutursa onun kefareti o namazı hatırladığı zaman kılmasıdır. Bunun dışında o namazın kefareti yoktur.

Ta’ha Süresi 15. Ayet: Muhakkak kıyamet saati gelecektir. Her nefis yaptığının karşılığını görsün diye vaktini neredeyse büsbütün gizli tutacağım

Ta’ha Süresi 16. Ayet: Ona iman etmeyen ve hevasına uyan kimse ondan seni alıkoymasın. O takdirde helak olursun

Ta’ha Süresi 17. Ayet: O senin sağ elindeki nedir ey Musa?

Ta’ha Süresi 18. Ayet: O asamdır. Ona dayanırım. Onunla koyunlarıma yaprak silkerim ve ondan başka işlerimde de yararlanırım dedi

Ta’ha Süresi 19. Ayet: Onu bırak ey Musa buyurdu

Ta’ha Süresi 20. Ayet: Onu bıraktığı gibi hızlıca koşan bir yılan oluverdi

Ta’ha Süresi 21. Ayet: Onu al, korkma, biz onu ilk haline döndürürüz buyurdu

Firavun ile Yüzyüze

Ta’ha Süresi 22. Ayet: Başka bir alamet olmak üzere de elini koltuğunun altına götür. Kusursuz, hastalıksız, bembeyaz olarak çıkacaktır

Ta’ha Süresi 23. Ayet: Sana en büyük ayetlerimizden gösterelim diye

Ta’ha Süresi 24. Ayet: Firavun’a git. Çünkü o iyice azmıştır

Ta’ha Süresi 25. Ayet: Dedi ki: Rabbim göğsümü genişlet

Ta’ha Süresi 26. Ayet: İşimi kolaylaştır

Ta’ha Süresi 27. Ayet: Bir de dilimden bağı çöz ki,

Ta’ha Süresi 28. Ayet: Sözümü anlasınlar

Ta’ha Süresi 29. Ayet: Bana ailemden bir yardımcı ver

Ta’ha Süresi 30. Ayet: Kardeşim Harun’u

Ta’ha Süresi 31. Ayet: Onunla sırtımı pekiştir.

Ta’ha Süresi 32. Ayet: Ve onu işimde ortak yap

Ta’ha Süresi 33. Ayet: Ta ki seni çok tesbih edelim

Ta’ha Süresi 34. Ayet: Seni çok analım

Ta’ha Süresi 35. Ayet: Çünkü Sen bizi hakkıyla görensin

Ta’ha Süresi 36. Ayet: İstediğin sana verildi ey Musa buyurdu

Ta’ha Süresi 37. Ayet: Andolsun ki sana başka bir sefer daha lütufta bulunmuştuk

Ta’ha Süresi 38. Ayet: Hani anana vahyolan şeyleri şöylece vahyetmiştik:

Ta’ha Süresi 39. Ayet: Musa’yı sandığın içine koy ve onu denize bırak. Deniz onu kıyıya çıkarsın. Benim de düşmanım, onunda düşmanı olan onu alır ve ben tarafımdan senin üzerine bir muhabbet bıraktım. Benim gözetimim altında yetiştirilesin diye

Ta’ha Süresi 40. Ayet: Şunu da hatırla! Kızkardeşin gelip: Buna süt verecek birini göstereyim mi size? demişti. Böylece seni yine anana döndürdük. Gözleri aydın olup, üzülmesin diye ve sen birini öldürmüştün. Ama yine de seni gamdan kurtardık ve seni deneyip, mihnetten mihnete uğrattık. Sonra Medyenlileer arasında senelerce kaldın. Sonra (bu vadiye) bir takdir gereği geldin ey Musa!

Ta’ha Süresi 41. Ayet: Ve seni kendim için seçtim

Ta’ha Süresi 42. Ayet: Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin. Beni anmakta gevşeklik göstermeyin

Ta’ha Süresi 43. Ayet: İkiniz Firavuna gidin. Çünkü o haddini aşmıştıt

Ta’ha Süresi 44. Ayet: Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır yahut korkar

Ta’ha Süresi 45. Ayet: Rabbimiz, biz bize karşı aşırı gitmesinden yahut azgınlığını arttırmasından korkarız dediler

Ta’ha Süresi 46. Ayet: Buyurdu ki: Korkmayın! Çünkü ben sizinle beraberim. İşitir ve görürüm.

Ta’ha Süresi 47. Ayet: Artık ona varıp deyiniz ki: Muhakkak biz senin Rabbin tarafından gönderilmiş resulleriz. Artık İsrailoğulları’nı bizimle gönder. Onlara azap etme. Biz sana Rabbin tarafından bir ayet ile geldik. Selam olsun hidayete uyanlara!

Ta’ha Süresi 48. Ayet: Gerçekten bize: Muhakkak azap, yalanlayan ve yüz çevirenler üzerinedir diye vahyolundu

Ta’ha Süresi 49. Ayet: Sizin Rabbiniz kimdir ey Musa dedi

Ta’ha Süresi 50. Ayet: Rabbimiz, bütün her şeye hilkatini verip, sonra da doğru yolu gösterendir dedi

Ta’ha Süresi 51. Ayet: Geçmiş asırlar halkının halleri nicedir? dedi

Ta’ha Süresi 52. Ayet: Dedi ki: Onların bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptır. Rabbim yanılmaz ve unutmaz

Ta’ha Süresi 53. Ayet: O yeryüzünü size bir döşek yapan, sizin için orada yollar açan ve gökten yağmur yağdırandır. Biz onunla çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık

Ta’ha Süresi 54. Ayet: Siz de yiyiniz, davarlarınıza da yediriniz. Şüphe yok ki bunlarda tam akıl sahipleri için ayetler vardır

Ta’ha Süresi 55. Ayet: Biz sizi ondan yarattık, sizi ona iade ederiz. Bir kere daha yine ondan çıkarırız

Ta’ha Süresi 56. Ayet: Andolsun biz ona ayetlerimizin hepsini gösterdik de o yalanladı ve yüz çevirdi

Ta’ha Süresi 57. Ayet: Sen büyünle bizi topraklarımızdan çıkarmaya mı geldin, ey Musa dedi

Ta’ha Süresi 58. Ayet: Andolsun biz de sana senin büyün gibi bir büyü getiririz. Bizimle senin aranda bir buluşma yeri ve vakti belirle de, sen de, biz de caymayalım. Düz ve geniş bir yer olsun

Ta’ha Süresi 59. Ayet: (Musa): Sizinle karşılaşma zamanımız tören günü(nüz) olsun. Kuşluk vakti insanlar toplansınlar dedi.

Musa ve Sihirbazlar

Ta’ha Süresi 60. Ayet: Firavun dönüp hilesini topladı, sonra geldi

Ta’ha Süresi 61. Ayet: Musa onlara: Vay size! Allah’a yalan uydurmayın. Yoksa sizi azap ile helak eder. Ona iftira eden zaten zarar eder dedi.

Ta’ha Süresi 62. Ayet: Büyücüler durumlarını aralarında karşılıklı konuştular. Danışmalarını da gizli yaptılar.

Ta’ha Süresi 63. Ayet: Dediler ki: Bu ikisi ancak sizi sihiriyle yurdunuzdan çıkarmak ve sizin en güzel olan bu yolunuzu yok etmek isteyen iki sihirbazdır

Ta’ha Süresi 64. Ayet: O bakımdan bütün becerilerinizi bir araya getirip saf saf gelin. Çünkü bugün kim üstün gelirse umduğunu elde eder.

Ta’ha Süresi 65. Ayet: Dediler ki: Ey Musa! Sen mi bırakırsın yoksa ilk bırakan biz mi olalım?

Ta’ha Süresi 66. Ayet: O: Hayıs siz bırakın dedi. Bir de baktı ki onların ipleri ve değnekleri büyülerinden ötürü kendisine yürüyorlarmış gibi geldi

Ta’ha Süresi 67. Ayet: Musa, içten içe bir korkuya kapıldı

Ta’ha Süresi 68. Ayet: Biz ona: Korkma dedik. Çünkü üstün gelecek olan sensin

Ta’ha Süresi 69. Ayet: Sağ elindekini bırak. Onların yaptıklarını yutacak. Onların yaptıkları ancak bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye giderse gitsin iflah olmaz

Ta’ha Süresi 70. Ayet: Derken büyücüler secdeye kapandılar. Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik dediler

Ta’ha Süresi 71. Ayet: (Firavun) dedi ki: “Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz?Muhakkak ki o size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. Andolsun ki sizin el ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu da mutlaka bileceksiniz.”

Ta’ha Süresi 72. Ayet: Dediler ki: “Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni üstün tutmayız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen ancak bu dünya hayatında hükmedersin.”

Ta’ha Süresi 73. Ayet: “Gerçekten biz Rabbimize iman ettik ki, günahlarımızı ve bizi işlemeye zorladığın büyüyü bağışlayarak bizi affetsin. Allah( mükafatı) hem daha hayırlı olandır,hem de(azabı daha kalıcıdır.”

Rabbine Günahkar Olarak Gelenler

Ta’ha Süresi 74. Ayet: Gerçek şu ki, kim Rabbine günahkar olarak gelirse onun için cehennem vardır. Orada ölmez de, dirilmez de.

Ta’ha Süresi 75. Ayet: Kim de ona mümin olarak salih amelde bulunmuş halde gelirse, onlar için en yüksek dereceler vardır.

Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Cennet yüz derecedir. Her iki derece arasındaki uzaklık gök ile yer arası gibidir. Firdevs ise derece itibariyle en yüksekleridir. Dört nehir oradan çıkar, arş da onun üzerindedir. Bu sebeple Allah’tan dilekte bulunacak olursanız, ondan Firdevs’i isteyiniz.

Ta’ha Süresi 76. Ayet: (Ve) altından ırmaklar akan Adn cennetleri de. Onlar orada ebedidirler. İşte arınan kimselerin mükafatı budur.

Ta’ha Süresi 77. Ayet: Andolsun ki biz Musa’ya şunu vahyettik: Kullarımla geceleyin yola çık. (Firavun’un) yetişme(sin)den yana korkun ve boğulmak endişen olmaksızın onlar iççin denizde kupkuru bir yol aç

Ta’ha Süresi 78. Ayet: Firavun askerleriyle onların ardınca gitti. ancak kendilerini denizden ne kapladıysa kapladı.

Ta’ha Süresi 79. Ayet: Firavun kavmini saptırdı, hidayet yolunu göstermedi

İsrailoğullarına Hitap

Ta’ha Süresi 80. Ayet: Ey İsrailoğulları! Gerçekten biz sizi düşmanınızdan kurtardık ve sizinle Tur’un sağ yanında sözleştik (Tih’de) size kudret helvası ve bıldırcında indirdik

Ta’ha Süresi 81. Ayet: Size verdiğimiz güzel rızıktan yiyin ve o hususta haddi aşmayın. Çünkü o takdirde gazabım gelip sizi bulur. Gazabım her kime gelip çatarsa yıkılıp gider.

Ta’ha Süresi 82. Ayet: Muhakkak Ben tevbe eden, iman eden ve salih amel işleyip hidayet üzere olana da çok çok mağfiret ediciyim

Yani bana tevbe eden herkesin -günahı ne olursa olsun- tevbesini kabul ederim. Öyle ki, yüce Allah İsrailoğulları arasından buzağıya tapanların tevbesini dahi kabul etmişti

Hz Musa’ya Hitap

Ta’ha Süresi 83. Ayet: Kavminden erken gelmek için seni aceleye iten nedir, ey Musa?

Ta’ha Süresi 84. Ayet: Onlar da arkamdan geliyorlar. Rabbim, razı olasın diye ben huzuruna gelmek için acele ettim dedi

Ta’ha Süresi 85. Ayet: Buyurdu ki: Senden sonra Biz kavmini fitneye düşürdük. sonra samiri de onları saptırdı.

Ta’ha Süresi 86. Ayet: Musa kızgın ve kederli bir şekilde kavmine döndü. Dedi ki: Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmadı mı? Yoksa aradan geçen süre size uzun mu geldi, yahut üzerine Rabbinizden bir gazabın gelmesini istediniz de Bana olan vadinizde durmadınız?

Ta’ha Süresi 87. Ayet: Dediler ki: Biz kendi güç ve isteğimizle vaadine muhalefet etmedik. Fakat (kıpti) kavmin süs eşyasından iğreti aldığımız ağırlıklar yüklenmiştik de onları (ateşe) attık, Samiri de böylece attı.

Ta’ha Süresi 88. Ayet: (Samiri) onlara böğüren bir buzağı heykeli yaptı. Dediler ki: Bu sizin İlahınızdır, Musa’nın da ilahıdır, o unuttu.

Ta’ha Süresi 89. Ayet: Onun, hiçbir sözlerine karşılık veremediğini, onlara bir zararının dokunmadığını, bir fayda da sağlayamadığını görmezler mi?

Samiri buzağıyı yontmakta iken Harun yanından geçti. Ona: Ne yapıyorsun, dedi. Samiri: Zararı da olmayan faydası da olmayan bir şey yapıyorum dedi. Harun: Allah’ım, içinde ne varsa dilediğini ona ver dedi, Harun gitti. Samiri de: Allah’ım Sen’den (bu heykelin) böğürmesini istiyorum dedi. Bundan dolayı buzağı heykeli böğürdü mü, ona secde ediyorlardı. İkinci defa böğürdü mü bu sefer başlarını secdeden kaldırıyorlardı

Ta’ha Süresi 90. Ayet: Andolsun ki daha önce Harun onlara şöyle demişti: Kavmim siz bununla ancak sınandınız. Muhakkak sizin Rabbiniz Rahman’dır. O halde Bana uyun, emrine itaat edin.

Ta’ha Süresi 91. Ayet: Onlar: Musa bize dönünceye değin biz buzağıya ibadete mutlaka devam edeceğiz dediler.

Ey Harun, Seni Alıkoyan Ne Oldu

Ta’ha Süresi 92. Ayet: Ey Harun dedi. Onların sapıttıklarını görünce seni alıkoyan ne oldu?

Ta’ha Süresi 93. Ayet: Bana uymaktan? yoksa emrime karşı mı geldin?

Ta’ha Süresi 94. Ayet: Dedi ki: anamın oğlu! Sakalıma, aşıma yapışma. Ben, bana: İsrailoğulları arasında tefrika çıkardın ve benim sözüme (neden) uymadın, diyeceğinden korktum.

Bu Yaptığın Nedir Ey Samiri?

Ta’ha Süresi 95. Ayet: Senin bu yaptığın nedir ey Samiri?

Ta’ha Süresi 96. Ayet: Dedi ki: Onların göremediklerini ben gördüm. Bunun için elçinin bastığı yerden bir avuç (toprak) almıştım da onu bıraktım, nefsim de bana böylece süsledi.

Ta’ha Süresi 97. Ayet: Dedi ki: Haydi git. Çünkü sen hayatta oldukça: Ne siz bana dokunun, ne ben size dokunayım diyeceksin. Sana verilmiş ve senden asla geri bırakılmayacak bir vade vardır. Şimdi de taptığın ilahına bir bak. Biz onu -andolsun ki- yakacak sonra da denize savurup, darmadağın edeceğiz.

Ta’ha Süresi 98. Ayet: Sizin ilahınız ancak kendisinden başka İlah olmayan Allah’tır. İlmi her şeyi kuşatmıştır, Onun.

Geçmişlerin Haberleri

Ta’ha Süresi 99. Ayet: İşte geçmiş olanların haberlerinden sana böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (öğüt) verdik.

Ta’ha Süresi 100. Ayet: Kim ondan yüz çevirirse muhakkak o kimse, kıyamet gününde ağır bir yük yüklenecektir.

Ta’ha Süresi 101. Ayet: O kimseler onda ebediyen kalacaklardır. Kıyamet gününde onlar için ne kötü bir yük olacaktır!

Sur’a Üfürüldüğü Gün

Ta’ha Süresi 102. Ayet: Sur’a üfürüldüğü günde biz günahkarları o gün gözleri mavi (morarmış) halde haşrederiz.

Ta’ha Süresi 103. Ayet: Kendi aralarında gizlice siz ancak o gün eğlendiniz diye fısıldaşırlar.

Ta’ha Süresi 104. Ayet: Biz onların ne söylediklerini çok iyi biliriz. Onların daha iyi yolda olanları der ki: Siz ancak bir gün eğlendiniz.

Ve Dağlar

Ta’ha Süresi 105. Ayet: Sana dağları sorarlar. Rabbim onları kökünden koparıp parça parça dağıtaak de.

Ta’ha Süresi 106. Ayet: Yerlerini dümdüz edecektir.

Ta’ha Süresi 107. Ayet: Sen orada alçaklık da, yükseklik de göremyeceksin.

Ta’ha Süresi 108. Ayet: O günde davetçiye uyarlar. Hiçbir tarafa sapmayarak giderler. Rahman’ın huzurunda sesler kısılmış olacak. Kıpırdayan dudakların fısıltısından başkasını duyamayacaksın

Rahman’ın İzin Verdikleri

Ta’ha Süresi 109. Ayet: O günde Rahman’ın izin vereceği ve sözünden razı olacağı kimseninki müstesna, şefaatin hiçbir faydası olmayacaktır.

Ta’ha Süresi 110. Ayet: O, onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise bilgileri ile onu kuşatamazlar.

Ta’ha Süresi 111. Ayet: Yüzler Hayy ve Kayyum’a zillet ile boyun eğmiş olacaktır. Zulüm taşıyanlar gerçekten zarara uğrayacaktır.

Hadis-i Şerifte gelmiştir ki: Zulümden çokça kaçınınız. Çünkü zulüm kıyamet gününde zulumat (karanlıklar) olacaktır

Ta’ha Süresi 112. Ayet: Kim mümin olduğu halde salih amel işlerse o, zulme uğratılmaktan da korkmaz, eksiltilmesinden de

Ta’ha Süresi 113. Ayet: Böylece onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve onda tehditlerimizi tekrar ettik. Olur ki korkarlar yahut o yeniden öğüt almalarını sağlar

Ta’ha Süresi 114. Ayet: Hak ve mutlak egemen olan Allah ne yücedir. Sana onun vahyi tamamlanmadan önce Kur’an-ı okumayı acele etme ve Rabbim ilmimi artır de.

Adem ve Melekler

Ta’ha Süresi 115. Ayet: Andolsun ki biz daha önce Adem’e vahyetmiştik. Fakat o, unuttu, biz onu azimli bulmadık.

İnsana insan adının veriliş sebebi, ona ahit (emir) verilmiş olması ve bunu unutmasıdır.

Ta’ha Süresi 116. Ayet: Hani meleklere: Adem’e secde edin demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişlerdi. O ise yüz çevirmişti.

Ta’ha Süresi 117. Ayet: Ey Adem dedik. Şüphesiz ki bu sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra sıkıntıya uğrarsın

Ta’ha Süresi 118. Ayet: Çünkü orada sen aç da kalmazsın, çıplak da

Ta’ha Süresi 119. Ayet: Ve sen onda susuz da kalmazsın, güneş sıcağını da çekmezsin.

Ta’ha Süresi 120. Ayet: Şeytan ona vesvese verip dedi ki: Ey Adem, sana ebedlik ağacını ve sonu gelmez bir mülkü göstereyim mi?

Ta’ha Süresi 121. Ayet: İkisi de ondan yediler. Hemen kendilerine edep yerleri görünüverdi. Cennetin yapraklarını yamayarak üstlerini örtmeye başladılar. Adem Rabbinin emrine karşı geldi de şaşırdı.

Ta’ha Süresi 122. Ayet: Sonra Rabbi onu seçti, tevbesini kabul etti ve doğruya iletti.

Kör Olarak Haşrolacaklar

Ta’ha Süresi 123. Ayet: Buyurdu ki: Hepiniz oradan inin. Kiminiz kiminize düşman olacaktır. Benden size bir hidayet geldiğinde kim benim hidayetime uyarsa o hem sapıtmaz, hem bedbaht olmaz

Ta’ha Süresi 124. Ayet: Kim de zikrimden yüz çevirirse gerçekten onun için dar bir geçim ve onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.

Kim Resulüme indirdiklerime muhalefet ederse; ondan yüz çevirir, onu unutur görünür ve onun gösterdiği hidayet yolundan başkasını izlerse onun için dünyada dar bir geçim vardır. Rahat ve huzuru olmaz, kalbine genişlik verilmez, aksine kalbi dalalet sebebiyle dar ve sıkıntılıdır. Zahiren nimet içinde yüzse bile, istediği her şeyi giyinse, istediğini yese, istediği meskende kalsa bile. Çünkü onun kalbi ihlaslı bir şekilde yakin ve hidayete bağlı değilse o kişi huzursuzluk, şaşkınlık, şüphe ve tereddüt içerisinde kalacaktır. O hep tereddüt içerisinde çırıpınıp duracaktır. İşte bu da hayattaki yaşantının, geçimin darlığının bir çeşididir.

Ta’ha Süresi 125. Ayet: Der ki: Rabbim beni niçin kör haşrettin. Halbuki ben görüyordum.

Ta’ha Süresi 126. Ayet: Buyurur ki: Böyledir. Çünkü sana ayetlerimiz geldiğinde onları unuttun. Bugün de sen böylece unutulursun

Haddi aşanların Cezası

Ta’ha Süresi 127. Ayet: Haddi aşıp, Rabbinin ayetlerine iman etmeyenleri de böylece cezalandırırız. Ahiret azabı ise elbette daha şiddetli ve daha kalıcıdır.

Ta’ha Süresi 128. Ayet: Meskenlerine uğrayıp geçtikleri kendilerinden önceki nice nesilleri helak edişimiz, onlar için bir hidayet sebebi olmadı mı? Şüphe yok ki bundan üstün akıl sahiplerine ayetler vardır.

Ta’ha Süresi 129. Ayet: Eğer Rabbinden bir söz verilmemiş ve belli bir vade olmasaydı (bunlara da azap) lazım olurdu.

Ta’ha Süresi 130. Ayet: O halde söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin saatlerinde gündüzün çeşitli vakitlerinde de tesbih et. Umulur ki razı olursun

Dünya Hayatının Süsü

Ta’ha Süresi 131. Ayet: Onlardan bir kısmına bunlarla kendilerini imtihan edelim diye dünya hayatının süsü olarak verip, faydalandırdığımız şeylere gözlerini dikme. Rabbinin rızkı ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır.

Ta’ha Süresi 132. Ayet: Sen aile halkına namazı emret, kendinde sabırla ona devam et. Senden rızık istemeyiz, sana rızkı Biz veririz. Güzel akıbet ise takva sahiplerinindir.

Yani namazı dosdoğru kılacak olursn ummadığın yerden rızık sana gelecektir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Kim Allah’tan korkarsa ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona ummadığı bi yerden rızık verir (Talak 2-3); Ben cinleri de insanları da ancak bana ibadet etsinler diye yarattım. Onlardan bir rızık da istemiyorum, bana yemek yedirmelerini de istemiyorum. Çünkü şüphesiz ki Allah’tır hem rızkı veren hem pek çetin kudret ve kuvvet sahibi olan (Zariyat 56-57). İşte bundan doalyı yüce Allah: Senden rızık istemeyiz. Sana rızkı biz veririz buyurmaktadır.

Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Yüce Allah buyuruyor ki: Ey Ademoğlu, Sen vaktini bana ibadet için boşalt ki, senin kalbini zenginlikle doldurayım, fakirliğini de gidereyim. Eğer böyle yapmayacak olursan kalbini meşgalelerle doldururum ve senin fakirliğini de kapatmam

Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: Kimin endişesi dünya olursa Allah onun aleyhine olarak işlerini dağıtır. Fakirliğini iki gözünün arasına yerleştirir ve yine de dünyadan ona kendisi için yazılandan başkası gelmez. Kimin de niyeti ahiret olursa Allah onun iyiliği için işini bir arada toparlar. Zenginliğini de kalbine yerleştirir. Dünyada boyun eğerek ona gelir.

Rabbinden Mucize İsteyenler

Ta’ha Süresi 133. Ayet: Rabbinden bize bir mucize getirmeli değil miydi? dediler. Daha önceki sahifeler de bulunan apaçık sahifeler onlara gelmedi mi ki?

Ta’ha Süresi 134. Ayet: Biz onları bundan önce bir azap ile helak etmiş olsaydık elbette şöyle diyeceklerdi: Rabbimiz, bize bir peygamber gönderseydin de alçalmadna, rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık.

Ta’ha Süresi 135. Ayet: De ki: Her birimiz gözetliyoruz, siz de gözetleyin. dosdoğru yolun sahipleri kimdir ve Hakk’a yol bulmuş kimdir bileceksiniz.

Kaynak: İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri (Tefsiru’l Kur’an’il Azim) / C: 7 / bkz: 104-202

Aşağıdaki konular ilginizi çekebilir. Bakmak ister misiniz?

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı