Taha SüresiTefsir

Taha Süresi Beyanu’l-Hak

sponsor

Taha Suresi Mekkı’dir. Hz. Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin dördüncü ile yedinci yılları arasında iki bölüm halinde indirilmiştir. Tamamı 135 ayettir. Adını başındaki Huruf-u Mukattaa’dan almıştır. Hz. Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 45., Hz. Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre 20. suredir.

Müşriklerin Hz. Peygamber’e baskıyı artırdıkları yıllardır. İnsan olmalarına rağmen cehaletin karanlıklarından çıkmak istemeyenler, İslam güneşinin aydınlığından kaçarak körü körüne atalarını taklit etmeyi kendileri için en doğru yol sanmaktadırlar. Oysa alemlere rahmet olarak gönderilen, Rasulullah, içlerinden biri olması nedeniyle, onlar için Allah’ın büyük bir lütfu idi. Zira Peygamber, onlara Allah’ın ayetlerini okuyor, kendilerini maddi manevi kirlerden arındırıyor ve bilmediklerini öğretmek için adeta çırpınıyordu. Ona kulak verip dinleyenler, ölü toprağın bol yağmur ile hayat bulduğu gibi, canlanıp ayağa kalkıyor ve gerçek kimliklerine kavuşuyorken; inatlarından ötürü Allah’ın ayetlerini inkar edenler Şeytana uşaklık etmeye devam ediyorlardı.

Kendisi haktan saparak helake sürüklendiği gibi kavmini de beraberinde felakete sürükleyen Firavun kıssası, İblis’in vesvesesine kapılarak cennetten kovulan Adem ve benzeri nice uyarıcı kıssalar da Kureyş’i ikaz etmeye yetmemektedir.

Öldürme niyeti olmadığı halde göğsüne vurduğu bir Kıpti’nin ölmesi, Hz Musa’yı, Mısır’dan kaçmaya mecbur etti. Vardığı yer Medyen, karşılaştığı ilk aile ise Şuayb’ın (a.s.) ailesidir. Musa orada Şuayb’ın kızıyla evlendi. Anlaşma gereği yaklaşık on yıl bu aileye hizmet ettikten sonra, hanımı ve çocuklarıyla birlikte tekrar Mısır’a dönmek üzere yola çıktı. Gece karanlık, hava soğuk, gitmekte oldukları yol ise meçhuldür…

Musa uzakta, karşı dağın eteğinde bir ateş gördü. Bir umut ışığı bilerek o ateşe doğru yürüdü. Yanına varlığında hiç duymadığı bir ses ve hitap ile irkildi: “Ben kendisinden başka ilah olmayan Allah’ım! Sen mukaddes bir vadi olan Tuva’dasın….” cümleleriyle, peygamber seçildiği haberini alan Musa, elçiliğinin açık delili olarak iki mucize ile birlikte Firavuna gitmek ve kavmini onun zulmünden kurtulmak göreviyle ailesinin yanına, oradan da Mısır’a döndü.

Diğerleri gibi elbette Hz Musa kıssası da burada bir hikaye ve masal olarak anlatılmamıştır. Asıl amaç,

Allah’ın vahyettiği evrensel ahlak ilkeleri ve adil yasalarla tarihe yön vermektedir; bireysel ve sosyal hayatta hiçbir yeri ve hukuku olmayan, alt sınıfın üyeleri olarak tanımlanıp aşağılanan insanları zulümden kurtarmaktır.

İnsanlık adına verilen her savaşın Allah tarafından destekleneceğine işarettir. Ne kadar güçlü olursa olsun, Firavunların bile Allah’ın izniyle yenileceğine bir örnek üzerinden işaret etmek ve bütün insanları temel hak ve özgürlükleriyle eşit olarak yarayan yüce Allah’ın, hiçbir insanı ve toplumu ayrıcalıklı yaratmadığını göstermektir. Köleliğin kader olmadığını tarihi olaylar bağlamında izhar etmektir.

Musa’nın Firavun ve sihirbazlarla mücadelesi, İsrailoğulları’nın Mısır’dan çıkışı, Kızıl Denizi geçmeleri, kendisi Tur’a çıkınca kavminin yeniden puta tapması… hep insanlık onurunun nasıl aşağılandığını ve nasıl kurtarılabileceğini göstermek içindir.

İnsan insana yardım eder, ama asıl yardım ve şefaat insanın kendinden olmalıdır. Tarihten ders almayan, uyarılara kulak asmayan ve kendi azığını hazırlamayan hiç kimsenin, oturup dünyada ve ahirette hiç kimsenin şefaat etme hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Allah’ın sonsuz nimetlerine kanaat getirmeyip uyarılarını ciddiye almayanların, şeytanın tuzağına düşmekle neleri kaybettikleri hatırdan çıkarılmamalıdır.

Kaynak: M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C: 1 / bkz: 451-452

Aşağıdaki konular ilginizi çekebilir. Bakmak ister misiniz?

sponsor
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı