Güzel Ahlak, Edep ve Haya

Tevazu ve Kibirlenmenin Ortaya Çıkardığı Durumlar

sponsor

Kibirli Kişinin Davranışları

Bil ki kibirlenme yüz buruşturmak, göz ucuyla bakmak, başını öne eğmek, bağdaş kurarak veya bir yere dayanarak oturmak gibi kişinin davranışlarında, konuşmalarında, hatta sesinde ve ses tonunda ve konuşma biçiminde ortaya çıkar. Kibir, kişinin yürüyüşünde, çalım yapmasında, kalkmasında, oturmasında, bütün eylemlerinde ve eylemsizliklerinde, hal ve sözlerindeki diğer değişimlerde gözlenir. Bazı kibirlerde bunların hepsi bulunur. Bazıları da bunlardan bir kısmında kibir gösterirken diğer kısmında tevazu sergiler.

Kibirli İnsanların Özellikleri

Kibirli olanların özelliklerinden biri de insanların o geldiğinde ayağa kalkmaları veya onun önünde ayakta durmalarından hoşlanmasıdır. Bir insan için ayağa kalkmak iki şekilde olur.

Birincisi; Biri otururken diğerinin onun yanı başında ayakta durmasıdır. Böyle bir duruş yasaklanmıştır. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmuştur: “İnsanların kendisinin önünde ayakta durmalarını isteyen kişi cehennemdeki yerine hazırlansın!”

İkinci şekil ise bir insan geldiğinde ayağa kalkmaktır. Selef-i salih neredeyse hiçbir zaman bunu yapmazlardı. Enes (r.a) şöyle söylüyor: “Sahabe, Resulüllah (s.a.v)’den daha çok sevdikleri bir insan olmadığı halde onu gördüklerinde ayağa kalkmazlardı. Çünkü onun bundan hoşlanmadığını biliyorlardı.”

Alimler bu hususta şöyle söylemişlerdir: Ana baba, adil yönetici ve faziletli insanlar için ayağa kalkmak müstehaptır. Bil ki, bu davranış faziletli insanlar arasında bir şiar haline geldi. Geldiğinde ayağa kalkılması gereken için ayağa kalkmayan kişi, onu hor görmekle ve hakkında kusur işlemekle suçlanmaktan emin olamıyor. Bu da karşı tarafın içinde bir tür kindoğmasına sebep oluyor. İnsan geldiğine ayağa kalkmanın müstehap olması, kendisi için ayağa kalkılan kişinin bundan hoşlanmamasına ve buna layık olmadığını düşünmesine engel değildir.

Kibirli olanların özelliklerinden bir diğeri, yürürken arkasında biriyle yürümesidir. Selef bundan hiç hoşlanmazlardı. Bize nakledildiğine göre, bir grup insan İbni Mes’ud (r.a)’ın peşine takılırlar. Onlara bir istekleri olup olmadığını sorar. Onlar herhangi bir istekleri olmadığını sadece onunla birlikte yürümek istediklerini söylediklerinde onlara şöyle söyler: “Geriye dönün. Çünkü bu yaptığınız sizin için bir zillet, benim içinse fitnedir.” Bir keresinde de bazı insanlar Hasenü’l-Basri’nin arkasından yürümeye başlayınca onlara engel olmuştur. İbn Sirin de hiç kimsenin kendisiyle birlikte yürümesine izin vermezdi.

Kibir sahiplerinin diğer bir özelliği, insanlar karşısında büyüklenip hiç kimseyi ziyaret etmemesidir. Bize nakledildiğine göre, Süfyanü’s- Sevri bir keresinde Ramle’ye gelir. Bunun üzerine İbrahim b. Edhem ona birini göndererek yanlarına gelip onlara sohbet etmesini ister. Süfyan yanlarına gelince derler ki ey Ebu İshak, ona bir adamı mı gönderdin? Şöyle cevap verir: “Tevazusunun nasıl olduğunu görmek istedim.”

Kibirlilerin bir başka özelliği aynı mertebede olmadığı birinin yanında oturmasından veya yanında yürümesinden hoşlanmamasıdır. İbnü’l-Husayn’in bize naklettiğine göre (…) Enes (r.a) şöyle rivayet etmiştir: “Medineli bir cariye Resulüllah (s.a.v)’in elinden tutar ve işini görmek üzere onu alıp götürürdü.”

İbni Vehb şöyle anlatıyor: “Bir keresinde Abdülaziz b. Ebi Revvad’ın yanına oturdum. Dizleri benim dizime değince kendimi uzağa çektim. Bunun üzerine Abdülaziz elbisemden tutup beni beni kendisine doğru çekerek şöyle dedi: Neden bana kibirlilere davrandığınız gibi davranıyorsunuz? Oysa ben, aranızda benden daha kötü birini tanımıyotum!”

Kibirlilerin bir başka özelliği de evinde eliyle hiçbir iş yapmamasıdır. (…) Esved diyor ki, bir keresinde Hz. Aişe (r.a)’ya Hz. Peygamber (s.a.v)’in eve girdiğinde neler yaptığını sorunca bana şöyle dedi: “Ailesine yardımcı olurdu. Namaz vakti geldiğinde evden çıkıp namazını kılardı.”

Bize nakledildiğine göre Ömer b. Abdülaziz‘e bir misafir gelip geceyi onun yanında geçirir. Kandil neredeyse sönmek üzeredir. Misafiri der ki, kalkıp kandilin fitilini düzelteyim. Ömer b. Abdülaziz ona der ki, misafirini kendi işinde kullanmak asil bir davranış değildir. Misafir der ki, hiç olmazsa hizmetkarı uyandırayım da o yapsın. Ömer b. Abdülaziz bunu da kabul etmez ve kalkıp kandilin fitilini düzeltir, sonra şöyle der: “Kalkıp bu işi yaptığımda Ömer olarak yaptım, dönüp yerime oturduğumda yine Ömer olarak oturdum.”

Kibir sahiplerinin diğer bir özelliği ise çarşıdan aldığı ihtiyaç maddelerini evine kadar elinde taşımamasıdır. Oysa Resulullah (s.a.v) çarşıdan bir şey satın aldığında onu kendisi taşırdı. Ebu Bekir (r.a) ticaretini yapmak üzere satacağı elbiseleri çarşıya kadar kendisi taşırdı. Bir keresinde Hz. Ömer (r.a) satın aldığı eti eline asıp evine kadar taşımıştı. Hz. Ali (r.a) da bir keresinde bir dirheme aldığı hurmaları taşırken bir adam ona “Senin yerine ben taşıyayım.” deyine şöyle demişti: “Hayır, aile reisinin taşıması daha uygun olur.” Ebu Ubeyde b. Cerrah (r.a) ise su kovasını hamama kadar kendisi taşırdı. Medain valisi olan Huzeyfe (r.a), bir katır üzerinde şehre girerken elindeki ekmek ile üzerinde bir miktar et bulunan kemik parçasını geveliyordu! Bir gün Halife Mervan’ın valisi olan Ebu Hureyre (r.a) sırtında bir yük odun taşıyarak çarşıdan dönerken karşısına çıkan bir adama “Valiye yol ver.” demişti.

Kibirlilerin başka bir özelliği, elbisesiyle gurur duyup böbürlenmektir. Hz. Peygamber (s.a.v) bu hususta şöyle buyurmuştur: “Pejmürdelik imandandır.” Hz. Peygamber (s.a.v) bu ifadesiyle adi ve gösterişsiz elbise giymeye işaret etmiştir. Ömer b. Hattab (r.a)’ın elbisesinde on iki tane yama vardı. Ömer b. Abdülaziz de entarisinin önüne ve arkasına yama yapardı.

“Daha önce Hz. Peygamber (s.a.v)’e, kişinin elbisesinin güzel olmasını istediği ve bunun kibir olup olmadığına dair bir soru sorulduğunu ve onun da bunun kibir olmadığını söylediğini nakletmiştiniz, bu nasıl oluyor?” diye sorulursa şöyle cevap veririz:

İnsanlar bu hususta farklılık arz ederler. Kimisi kibirlenmek amacıyla değil de kendisi için güzel elbise giymeyi sever. Hadis böylesi hakkındadır. Kimisi de elbiseyi büyüklenmek amacıyla giyer. Genelde insanların görmesi için pahalı elbise giyen kişi kibirlenmek istemiş demektir.

Kibir sahiplerinin bir diğer özelliği eziyete katlanamaması, hatta bazen kendisine yapılan eziyetten daha fazlasıyla karşılık vermesidir. Daha önce öfkeden söz ederken yumuşak huylu ve affedici olmanın faziletini zikretmiştik. Özetle söylemek gerekirse, kibirden kurtulmak ve mütevazı olmak isteyen kişi Resulullah (s.a.s.)’in yaşantısını kendisine örnek almalıdır.

Kaynak: İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: 2 / bkz: 136-139

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı