Kelime-i Şehadet Getirmek

Tevhid Güneşi

Tevhid Güneşi doğduğu, onun parçaları / görünümü (cevanib) ruhlara, nuru gözlere değdiği zaman, bununla nefsin ve mizacın zulmetleri tecelli eder, açılır. Bununla ruhlar kendisi için hiçbir şey olmayan, çok işiten ve göreni talep etmek üzere harekete geçer. Kalp, emr çölünde sefere çıkar. Kulluk mertebelerine konak konak iner. İbadeti bir tek ma’buda yaparak bir kulluktan diğerine intikal eder.

Hala sıfatların şahitleri kalbindedir. Uyuduğunda onu uyandırırlar, gaflete daldığında onu hatırlatırlar, yürüdüğünde onu sürerler, oturduğunda onu ikamet ettirirler. Eğer kalbinde Rablik, Kayyumluktan bir şahit belirirse, bütün işlerin Allah (c.c)’a yönelmiş olduğunu, işlerin idaresinde O’nunla birlikte hiçbir şey olmadığını görür:

‘Allah’ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutacak (hapsedecek hiçbir kuvvet) yoktur. Tutacağı şeyi de ondan sonra salıverecek yoktur. O, mutlak galip, hüküm ve hikmet sahibidir. Ey İnsanlar! Allah’ın üzerinizdeki (bunca) nimetini (kalbinizle) hatırlayın, (dilinizle) anın. Sizi gökten ve yerden rızıklandıracak Allah’tan gayri bir yaratan var mı? O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. O halde nasıl (olur da tevhitden küfre) döndürülüyorsunuz (Fatır 2-3)’.

Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu kendisinden başka hiçbir engelleyici (giderici) yoktur. Eğer sana bir hayır da dilerse, O’nun fazlını geri çevirecek hiçbir (kuvvet) yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir (Yunus 107).

And olsun ki onlara, O gökleri, o yeri kim yarattı diye sorarsan muhakkak Allah diyecekler. De ki: O halde bana haber verin. Allah bana herhangi bir zarar dilerse sizin Allah’ı bırakıp da taptıklarınız O’nun bu zararını giderebilirler mi? Yahut (Allah) bana bir rahmet dilerse onlar O’nun bu rahmetini engelleyebilecek midirler? De ki: Bana Allah yeter. Güvenip dayanacaklar da ancak O’na güvenip dayansınlar (Zümer 8).

De ki: Kimindir o yer ve ondaki (bütün mahlukl)ar biliyor musunuz? Allah’ındır diyecekler. O halde iyice düşünüp de ibret almaz mısınız? de. (Yine) de ki: Kim o yedi göğün Rabbi ve o büyük arşın sahibi? (Yine bunlar) Allah’ındır diyecekler. Sen de (söyle): Yine de (Allah’tan başkasına) tapmaktan sakınmaz mısınız? de. De ki: Her şeyin mülkü elinde bulunan kimdir ki, daima o himaye ediyor, kendisi asla kimseye muhtaç olmuyor? (Haydi, söyleyin) biliyorsanız? (Buna karşı da yine hepsi) Allah’ındır diyecekler. De ki: O halde nasıl olup da böyle büyükleniyorsunuz? (Mü’minun 84-89).

Eğer kulun kalbinde ilahi bir şahit belirirse, bu şahit de emri, yasağı, peygamberliği, kitapları, şeriatları, sevgiyi, hoşnutluğu, hoşlanmamayı, buğzu, sevap ve cezayı görür. Emrin arşı üzerine çıkandan indiğini, kulların amellerinin O’nun katına yükseldiğini ve O’na sunulduğunu, o amellere bu dünyada ve ahirette (yüzlerine) bir güzellik, (yüreklerine) bir sevinç vermekle karşılık verdiğini, amellerden emri ve şeriatı gereği yapılmayanların önüne geçtiğini ve onları saçılmış zerreler gibi yaptığını müşahede eder.

Eğer onun kalbinde rahmetten bir şahid belirirse, bütün varlığın bu sıfatla ayakta durduğunu, sıfatı bu olan kimsenin her şeyi rahmet ve ilmi ile kuşattığını, ilminin ulaştığı yere kadar rahmetinin ulaştığını, arşı her şeyi kuşattığı gibi, rahmeti de her şeyi kuşatsın diye, rahmeti ile arşına yükselip çıktığını görür. Eğer kalbinde izzet, kibriya, azamet ve ceberrut şahidi belirirse, böylesinin durumu farklı olur. Sıfatlara dair bütün şahitler de böyledir. Bizim bu sıraladıklarımız, o şahitler için çok basit uyarılardır. O halde keşf, isyan ve müşahede şahit sırrını asla aşamaz.

Kaynak: İbn Kayyım el-Cevziyye / Medaricu Salikın / bkz: 1153-1154

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı