DOLAR
32,8221
EURO
35,1421
ALTIN
2.449,46
BIST
10.771,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
29°C
İstanbul
29°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
29°C
Pazartesi Az Bulutlu
30°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
29°C

Teyemmüm İle Kaç Vakit Namaz Kılınır?

28/05/2024
5
A+
A-
Teyemmüm İle Kaç Vakit Namaz Kılınır?

Tek teyemmüm ile kışı dilediği kadar farz ve nafile namaz kılabilir. Teyemmüm abdest gibidir. Çünkü Ebu Zerr Hz. Peygamber’in (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Müslüman on sene boyunca suyu bulamasa bile temiz toprak onun abdest suyu olur.”

Hasan-ı Basri de şöyle demiştir: Kişi abdestini bozmadığı sürece teyemmüm ona yeter.

Su yok olduğu sürece teyemmüm ile farz namazı kılınması ile nafile namaz kılınması, teyemmümün vakitten önce alınması ile vakitten sonra alınması arasında bir fark yoktur.

Allah Teala; “Fakat Allah sizi tertemiz kılmak ister (Maide 6)” ayeti ile teyemmümü hükmi temizlik kılmıştır. Bu ayetin umumi manası teyemmümün namaz vaktinin girmesinden önce yapılabileceğini gösterir.

Nasıl ki vakit girmeden önce abdest almak caizdir, aynı şekilde teyemmüm etmek de caizdir. Çünkü teyemmüm abdestin yerine geçmektedir.

Su bulacağını ümit eden kimsenin iki hükmi temizlikten en mükemmeli ile ibadetini yapması için namazını vaktin sonuna doğru ertelemesi müstehapdır. Ancak vakit girer girmez teyemmüm edip namazını kılması durumunda, kıldığı namaz geçerli olur ve o namazı tekrar kılmasına gerek kalmaz.

Sahih bir senet ile Hz. Ali’den şu rivayet nakledilmiştir: Yolculuk sırasında cünüp olan kimse, namaz vaktinin sonuna kadar oyalanır. Eğer bu zaman içinde su bulamazsa teyemmüm eder ve namaz kılar.

Sağlıklı kimse yerleşim biriminde iken velisi olmadığı birinin cenaze namazı kılınacağı zaman, su ile abdest almakla meşgul olması durumunda namazı kaçıracağından endişe ederse teyemmüm edebilir. Çünku cenaze namazının kazası olmaz.

Böylesi durumda kişi için acziyet gerçekleşmiş demektir. Aynı şekilde bayram namazına giden ve abdest almakla meşgul olması durumunda namazın geçeceği endişesini taşıyan kimse de teyemmüm edebilir. Çünkü bayram namazı tekrar kılınmaz.

Ancak cenazenin velisi olan kimse teyemmüm edemez. Çünkü onun tekrar cenaze namazı kılma hakkı vardır. Dolayısıyla onun cenaze namazı- nı kaçırması söz konusu değildir.

İbn Abbas Hz. Peygamber’in (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Abdestsiz bir halde iken kılınmak üzere olan bir cenaze namazı ile karşılaşırsan teyemmüm et.

Cuma namazına giden kimse abdest alması durumunda namaza yetişemeyeceğinden endişe ederse teyemmüm etmez. Çünkü cuma namazının yerine kılacağı namaz vardır.

Bu durumdaki kimse abdest alır ve yetiştiği takdirde cuma namazını kılar. Eğer cuma namazına yetişemezse dört rekat öğlen namazının farzını kılar.

Aynı şekilde namaz vakti çıkmak üzere iken abdest alması durumunda namaz vaktinin çıkmasından endişe eden kimse de teyemmüm etmez, abdest alır ve namazını kılar. Eğer vakit çıkmışsa namazı kaza eder.

Yolcu biri taşıtında su bulunduğunu unutursa teyemmüm edip namaz kılar. Daha sonra yanında su bulunduğunu hatırlarsa İmam Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre namazını iade etmez. İmam Ebu Yusuf’a göre ise iade eder.

Buradaki ihtilaf, suyu kişinin kendisinin mi yoksa onun emri ile bir başkasının mı koyduğu hususundadır. Bu konuda suyun namaz vaktinde veya daha sonra hatırlanması konusunda bir fark yoktur.

Ebu Yusuf’un delili şudur: Bu durumdaki kişi suya sahiptir. Suyu araması ve namazını tekrar kılması gerekir.

Diğer iki imamın delili ise şudur: Böyle birinin bilgi olmadan suya ulaşma gücü yoktur. Suyun var olması ile kastedilen de budur.

Yakınında su bulunduğu zannı ağır basmadığı sürece teyemmüme niyetlenen kimsenin su araması gerekmez.

Eğer yakınında su bulunduğu zannı ağır basarsa bu durumda su aramadığı sürece teyemmümü geçerli olmaz. Yakınında su bulunduğunu düşünen kimse bir ok atımı veya 300-400 zira arası bir mesafede su arar.

Arkadaşında su bulunan kimse teyemmüm etmeden önce ondan su ister. Çünkü genellikle bu tür durumlarda su esirgenmez. Şayet arkadaşı su vermezse teyemmüm eder ve namaz kılar. Zira bu durumda acziyet gerçekleşmiştir.

Böylesi bir durumda kişi, arkadaşından su istemeden teyemmüm etse, İmam Ebu Hanife’ye göre teyemmümü geçerli olur. Çünkü kişinin başkasının mülkünde olan bir şeyi isteme zorunluluğu yoktur.

İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre ise teyemmümü geçerli olmaz. Çünkü genellikle su esirgenmez.

Eğer adam suyu sadece normal bir fiyat ile vermeyi kabul eder, adamın da bu bedeli karşılayacak imkanı olursa bu durumda teyemmüm abdestin yerini tutmaz. Çünkü burada güç yetirme söz konusudur.

Ancak su bulunan kişi aşın bir bedel isterse bu durumda kişinin bu yüksek fiyata katlanması gerekmez. Aşırı fiyat ise normal bedelin %50 fazlasıdır. Bir görüşe göre de o bölgedeki su fiyatının iki katıdır. Bir başka görüşe göre ise fiyat biçenlerin tahminlerinin üstünde olan bir fiyattır.

Temizleyici özelliğe sahip iki nesneyi, bir başka ifade ile su ve toprağı bulamayan kimse İmam Ebu Hanife’ye göre namazını tehir eder. İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre ise namaz kılanlarla aynı hareketleri yapar, ama sonra namazını tekrar kılar.

Aynı anda abdest ve teyemmüm alınmaz.

Gusül abdesti alması gereken birinin, su temas ettiği zaman kötüleşecek yarası varsa bu durumda yaranın olduğu yer hariç bütün bedenini yıkaması gerekir. Teyemmüm almasına gerek yoktur.

Aynı şekilde yara abdest organlarının birinde ise, kişi yara yeri hariç abdest organlarını yıkar ve teyemmüm etmez. Eğer kişinin yarası vücudunun büyük kısmına yayılmışsa bu durumda o, teyemmüm eder ve vücudunun yarasız yerlerini yıkamasına gerek kalmaz.

Kişinin vücudunun % 50’si yara içinde, % 50’sinin ise yara içinde olmadığı durumda ne yapacağı konusunda bir rivayet yoktur. Bu durumda bazı alimler böyle birinin teyemmüm etmesi gerektiğini söylemişlerdir. Çünkü teyemmüm tam bir hükmi temizliktir.

Bazıları da yarasız yerin yıkanmasına ve hastaya zarar vermediği sürece yaralı yerin meshedilmesine hükmetmişlerdir. Çünkü yıkamak hem hakiki hem de hükmî temizliktir. Bu bakımdan daha uygundur. Ancak ilk görüş daha güzeldir.

İki eli ve iki ayağı kesilmiş kimsenin yüzünde yara varsa, abdestsiz olarak namaz kılar ve kıldığı bu namazı tekrar kılmaz. Doğru olan görüş budur. Bazı alimler ise bu durumdaki kişinin namaz kılma yükümlülüğünün kalktığını söylemişlerdir. Sahih olan görüş de budur.

Felçli kimse yüzünü ve kollarını yere sürer ve namazı terk etmez.

İmran b. Husayn (r.a) Hz. Peygamber’in (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Allah Teala abdestsiz kimsenin namazını, cimri kimsenin de sadakasını kabul etmez.

Kaynak: Esad Muhammed Said es-Sağirci / Delilleriyle Hanefi Fıkhı / bkz: 98-100

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.