Namaz Gusül Kur'an Allah Tövbe Vesvese
DOLAR
8,6580
EURO
10,1795
ALTIN
488,66
BIST
1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa
Parçalı Bulutlu
29°C
Bursa
29°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
35°C
Salı Gök Gürültülü
28°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
28°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
19°C
SON DAKİKA

Tövbenin Farz Oluşu Ve Üstünlüğü

06.04.2020
0
A+
A-
Tövbenin Farz Oluşu Ve Üstünlüğü

Ahiret yoluna koyulan kimse için iki durum söz konusudur

► Ya kördür; her adımda kendisine doğru yolu gösterecek bir rehbere muhtaçtır

► Ya da derin görüşü sayesinde daha yolun başında iken gerçeği bulmuştur. Kendi gayreti ile bu doğru yolda yürümeye devam eder.

Nice kusurlu kimseler var ki, başkasını taklit etmeden öteye geçecek güce sahip değildirler. Bundan dolayı her adımda Kur’an’dan bir ayet veya Resulüllah (s.a.v)’den bir hadis dinlemek mecburiyetindedir. Böyle insanların katedecekleri fazla mesafe yoktur.

Nice bahtiyar kişi de var ki Allah onun göğsünü İslam için oldukça genişletmiş, Rabbinden gelen bir ışık ona yol göstermektedir. Az bir işaretle en dolambaçlı yolda yürümesi, en zor geçitler aşmayı becerir. Kalbine Kur’an ve iman nuru doğar, bu nurun etkisiyle az bir bilgi onun için yeterlidir. Böyle bir insan için her olayda delile ihtiyaç yoktur. Böyle biri, tövbenin ne olduğunu öğrenip, bu bildiğini farziyet ile birleştirdiğinde, vacibiyetin tövbe için sabit olduğunda şüphe kalmaz.

Vacip demek, sonsuz perişanlıktan kurtulup, sonsuz saadete kavuşmak için gerekli olan şey demektir. Eğer saadet ve felaket bir şeyin yapılmasına veya terkedilmesine bağlı değilse, o zaman o şeyi vacip olmakla vasıflandırmanın hiçbir anlamı kalmaz.

Sadece gerektiği için vacip oldu deyip işin içinden sıyrılmak, soyut ve faydasız bir konuşma olur. Kişi, niçin farz olduğunu, bu farziyete uymakla neler kazanacağını, uymamakla neler kaybedeceğini geniş bir şekilde öğrendiği zaman, bu farziyet ciddiyet kazanır. Bu da ancak bilgi, pişmanlık ve azimle tam hayata geçebilir.

Günahlar, sevgiliden -Allah’tan- uzaklaştırıcı sebeplerdir. Kişi bunu bilmedikçe pişmanlık duymaz. Günah işlemeyerek sevdiğinden uzaklaşmaya devamdan dolayı üzüntü duymaz. Üzüntü duymadıkça da girdiği günah yolundan dönmez. Dönüş yapmanın anlamı, üzüntü veren -Allah’tan uzaklaştırıcı- hareketleri terk etmek ve bunda azimli olmaktır.

Basiret ışında meydana gelen iman böyle olur

Fakat halkın çoğunun gücü dışında bu yüce makama varmanın yolu, bir başkasını taklit edip uymaktır. Taklit ederek de insanı felaketten kurtulabilir. Böyle bir Allah’ın, O’nun elçisinin ve din büyüklerinin sözlerini düşünmelidir.

Yüce Allah buyuruyor ki;

Ey iman edenler, Allah’a tam bir pişmanlıkla yapılmış halis bir tövbe ile tövbe edin (1).

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki;

Şüphesiz Allah, mümin bir kulunun tövbesini, şu kişinin sevinmesinden daha fazla sever: Kişi devesiyle birlikte yok edici bir çöldedir. Devenin sırtında da yiyecek ve içeceği vardır. Başını yere koyup azcık uyur. Uyandığında devesinin gitmiş olduğunu görür. Çok susuzluk çeker ve gücü yetinceye kadar arar. Bulamayınca devesini kaybettiği yere döner, ölmek üzere olan başını kolunun üzerine koyup uyur. Sonra uyandığında yiyecek ve içeceğiyle birlikte devesini yanıbaşında bulur. İşte yüce Allah,bu kulunun devesini bulmakla duyduğu sevinçten daha fazla bir sebeple, mümin kulunun tövbesine sevinir.

Tövbe Nedir ve Ne Anlama Gelmektedir?

Tövbe hususunda söylenen sözler sayılamayacak kadar çoktur. Tövbenin vacip oluşunda, ümmetin sözbirliği vardır. Tövbenin anlamı, günahların, insanı felakete götürücü ve Allah’tan uzaklaştırıcı olduğunu bilmektir. Bundan dolayı tövbenin vacip oluşu hakkında fikir ayrılığı yoktur.

Tövbenin bir anlamı da, günahları hemen terk etmek, gelecekte yapmamaya azimli olmak ve daha önceki durumda meydana gelen eksikliği gidermeye çalışmaktır. Geçmişte yapılan günahtan pişmanlık duymak ve üzülmek farzdır. Bu tevbenin ruhunu oluşturur. Telafi etmek, bununla tamamlanır. O halde tevbe nasıl farz olmasın? Belki de tevbe, boşa geçirilen, Allah’ın öfkesini gerektiren ve kaybolan hayatın hakikatını bilmenin arkasından meydana gelen üzüntü ve pişmanlıktır.

Kaynak: İmam Gazali / İhyau Ulumi’d-Din / C:3 / bkz: 9-11
(1-Tahrim’8)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: