Bilgi Kütüphanesi

Uyurken Duyu Organlarının Durumu

sponsor

Kalp aleminin insanı şaşkına çeviren sonsuz halleri vardır. Zaten kalbin üstünlüğü, şaşılacak hallerinin herşeyinkinden çok fazla olmasından ileri gelir. Birçok insanın bu hallerden haberleri yoktur.

Kalp iki sebeple üstündür:

► Birinci ilim,

► İkincisi kudret.

İlim sebebiyle üstünlük iki kısımdır.

► Birini herkes bilir.

► İkincisini ise biraz daha örtülü olduğu için herkes bilmez ve birincisine göre daha üstündür.

Birincisi zahiridir. Bütün ilim ve sanatları bilir. Kitaplarda olan matematik, astronomi ve şeriat gibi bilgileri okur ve öğrenir. O, bölünmeyen bir şey olup bütün ilimleri kendisinde bulundurur. Bütün alem onda sahrada bir kum gibi kalır. Bir anda düşünce ve hareketleriyle yerden göğe çıkar, doğudan batıya gider. Yeryüzünden göğü ölçer, yıldızların büyüklüğünü bilir. Denizin dibinden balığı anlayıp çıkarır, kuşu vurup havadan indirir. Fil, at ve deve gibi birçok güçlü hayvanı emrinde çalıştırır. Bütün bu ilimleri beş duygu organı vasıtasıyla öğrenir. Bunlar meydandadır, herkes anlayabilir.

Asıl şaşılması gereken durum kalbin içinde, beş duyu organı vasıtasıyla varlığını bildiğimiz bir cisim alemi olduğu gibi bir de duygu organları ile hissolunmayan ruh alemine bir pencerenin açılmış olmasıdır. Cisim ve madde alemini insanların çoğu bilir. Zaten bu kısaltılmış ve sınırlıdır.

Kalbin içinde ruh alemine açık bir pencerenin bulunduğunu gösteren delil iki çeşit ilmin mevcut olmasıdır:

Birincisi uyku halidir. Uykuda iken duygu organları bir iş göremezken, içerde ki pencere açılır. Ruh aleminde ve Levh-i mahfuzda saklı olan, ilerde olacak şeyleri ya açıkça, hiçbir tabire lüzum kalmadan veya bir tabire ihtiyaç olacak şekilde bilir ve görür. İnsanlar zannederler ki uyanıkken her şey daha iyi bilinir. Halbuki herkes bilir ki uyanıkken duyu organları vasıtasıyla gaybı bilmek imkansızdır. Ancak uyurken olabilir. Uyku ve rüyanın gerçeğini ise bu kitapta anlatmamıza imkan yoktur. (1)

Kalb ile Levh-i Mahfuz karşılıklı konmuş birer ayna gibidir. Karşılıklı konulan iyi aynada birisindeki görüntü diğerine nasıl aksediyorsa, Levh-i mahfuzdaki görüntü de kalbe öyle yansır. Ancak bunun için kalbin saf olması, duygularından kurtulması ve Levh-i mahfuzla ilişki kurması gerekir. Kalb hislerle uğraştığı sürece, ruh alemiyle ilişki kuramaz. (1)

Her ne kadar zamanımızda uyku ve rüya alemini aydınlığa kavuşturduğunu iddia eden ve önderliğini Froud’un yaptığı şarlatanlar mevcut ise de uyku ve rüya aleminin hakikatini öğrenmek mümkün değildir. Hele hele bu his ve duygu alemini laboratuvar ve bulgu yoluyla açıklığa kavuşturmayı iddia etmek kadar saçma bir şey olamaz. Froud’ un ve onun çömezlerinin yapmak istediği, insanlığı aydınlığa kavuşturmak değil, maksatlı ve sapık fikirlerle çamura bulamak, doğru yoldan alıkoymaktır. Zaten gerçek ilim, Froud’un bu hususta ve diğer hususlarda ileri sürdüğü birçok iddiaları -gerçekten bunlar ilmi delillerden uzak birer iddiaydı- çürütmüştür. Fakat yine de gerçekleri görmemek için deve kuşu gibi kafasını kuma sokan zamanımızın sapık insanları Froud’un saçmalıklarından ayrılmamakta, ona sıkı sıkıya sarılmayı bir marifet bilmektedirler. Aslında onlar bu saçmalıkların doğruluğuna inandıkları için değil, bu saçmalıklara inanmak işlerine geldiği için bir türlü ayrılmak istememektedirler. Zamanımızın insanının onu felaket ve sefalete götürecek bu türlü sapıklıklardan ayrılması, yanlış olduğunu bile bile ona sıkıca yapışması hazin, hazin olduğu kadar da korkunç bir durumdur.

Uykuda ise kalb hislerden kurtulur. Ruh aleminin düşüncesini taşıdığından, gerçeği onlar.

Uyku ve rüya aleminde duyu organları bağlı olduğu halde, ruh alemi nasıl anlaşılır?

CEVAP: Uyku sebebiyle duygular bağlı ise de hayal alemi çalışır vaziyettedir. Bunun için gördüklerini hayali temsiller şeklinde görür. Ve tabii ki net ve açık olmaz. Bir örtü ve perde arkasındadır.

İnsan ölünce hayal da, his de kalmaz. O zaman olanlar perdesiz örtüsüz görünür. Ona: “Senden gaflet perdesini kaldırdık. Gözün bugün herşeyi daha iyi görür.” Kaf: 22, denir. Onlar da derler ki: “Ey rabbimiz! Bize vadettiğin azabı gördük. Peygamberin doğruluğunu işittik. Şimdi bizi dünyaya geri çevir de güzel iş ve hareketlerde bulunalim.” Secde: 12

Başka bir delil de şudur: Kalbine ilham yoluyla düşünce ve anlayış gelmeyen hiç kimse yoktur.  Bu his yoluyla değil, kalbde meydana gelir. Nereden geldiğini de bilmez.

Netice olarak şu gerçek bilinmelidir ki, bütün ilimler hisler vasıtasıyla elde edilmez. Bir kısmı ruhlar aleminden elde edilir. Gerçi bu dünya için yaratılmış olan hisler ruhlar alemine kavuşmayı perdeler. Ama bu aeme çıkabilmek, düşünebilmek için hislerden kurtulmak lazımdır.

Kaynak: Turan Yazılım / Mürşit 5 / Tasavvuf / Kimyay-ı Saadet

sponsor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı