TefsirVakı'a Süresi / 56

Vakı’a Süresi 71-73 Ayet Meali ve Tefsiri

sponsor

Hiç, yakmakta olduğunuz şu ateşe baktınız mı? Onun ağacını siz mi yetiştirdiniz yoksa Biz mi yetiştirmekteyiz? Biz onu hem bir mesaj hem de çöldekiler için bir fayda olsun diye öyle yaptık (Vakı’a 71-73)

Bu delil bana göre, modern bir bilimi ortaya çıkarmaktadır. Biz solunum yaparken oksijen alır, karbondioksit veririz. Bitkiler ise bunun tam aksini yaparlar. Bitkilerin solunumları da karbon alıp oksijen verirler. Karbon, kömür demektir. Yeşilin ateş depolaması ve yaşam parıltısının yanıp kül olmak için bir perde olması ilginçtir. Ağaçların, kökünde, dallarında ve yeşil yapraklarında kuruması ve ateşin yaktığı odun haline gelmesi çok çabuk olur!

Biz ölümü yaşam aralıklarında işte böyle görürüz.

Maddenin özellikleri, ister sade ister bileşik olsun araştırma ve istifade etme konumunu sürdürür. Kimyasal bileşik, kendisini oluşturan ayrıntıların zıt niteliklerini ortaya koyabilir. Örneğin; İçtiğimiz su, bizi suya kandırır ve susuzluğumuzu giderir. Bize göre, suyun birbirinden oluşan her iki unsuru da birbirlerinin yanmasını daha da kolaylaştırır.

Biz bahçelerde ve bağlarda ortaya çıkan ve parlayan ayetler görürüz. Bir an içinde yanıp kül olduktan sonra hiçbir şey görmeyiz. Zira olan şeyler işte böyle birbirini takip etmekte ve İlahi kudrete ne kadar da yaklaştırmaktadır:

Geceyi gündüze, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin (Al-i İmran 27)

Keresteler ve toprağa dönüşen odunlar, nasıl ki yediğimiz bitkiler bedenimizde canlı hücrelere dönüştüyse bunlar da çeşitli bitkiler için yeniden gübreye dönüşmektedir.

Bütün insanlığın önünde iki randevu olduğu bir gerçektir. Bunlardan biri, yakın, hemen olacak olan ve diğer ise ilerde gecikmeli olarak olacak olandır. İnsanlar gelmesi uzun sürmeyen ölümle karşılaşmakta ve herkes onu tatmaktadır. Ardından günler geçse de mutlaka olacak olan kıyametle karşılaşacaktır.

Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir eden ancak O’dur. Bir de O’nun katında muayyen bir ecel (kıyamet günü) vardır. Siz hala şüphe ediyorsunuz (En’am 2)

Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde insnaları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez (Al-i İmran 9)

Kıymeti anmayı bilerek tekrar etme aklı kıt olanların anladıkları gibi ne medeniyetler için bir tehdit ne de insnalık uygarlığını durdurmak içindir. Bu olsa olsa aldanmayı ve kısır hedefleri ortadan kaldırmak içindir.

Vakı’a Süresi 83-86 Arası Ayetlerin Tefsiri

İnsanların kıyamet gününü anmaya kesin ihtiyaçları vardır. Çünkü bu anma, onların kötü huylarını giderecek ve hırslarını engelleyecektir. Normal akıl, bugünün gerçek olduğunu bildiği zaman azı çoğa, faniyi baki olana tercih etmez. Çağdaş medeniyetin yaptığı gibi ahiret cezasından vazgeçmez.

Modern bilim, bazı maddenin sırlarını ve tabiat güçlerini ortaya çıakrabilir. Bu neye dalalet eder ve avantajı nedir? Bu olay, ne yeryüzündeki varlık nimetini ne de Kur’anı Kerim’in şu sözlerle özetlediği yaşam mesajını ortadan kaldırabilir:

Hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır (Mülk 2)

Bir de insanın maddi ve edebi imkanları genişlediği oranda İlahi sınama alanları genişlemekte ve derinleşmektedir.

Vakı’a Süresi, yaratıkları önüne katan bir meydan okuma çeşididir. İnsan kesin olan cezadan kurtulabilir mi? İnsanlar, özellikleri kadar birbirlerine yardım etsinler, kendilerinden ölümü savabilir ve ondan kurtulabilirler mi?

Can boğaza dayandığında; -ki o zaman siz sadece bakıp duracaksınız. Oysa Biz ona sizden daha yakınız, ama siz görmezsiniz- Eğer siz kanunlardan bağımsız, dolayısıyla cezalandırılmayacaksınız (!) Ve bu iddianızda da sadıksanız, çıkmakta olan o canı geri çevirsenizya! (Vakı’a 83-87)

Kendisi için belirlenen süre tamamlandıktan sonra insan dünyaya dönmeyecektir. Bununla beraber insanlar, ahirete hazırlıklarına göre gruplara ve bölüklere ayrılacaklar. Kazandıkları derecelere göre dağıtım yapacaklardır.

Can vermekte olan kişi, eğer Allah’a yakın olanlardan ise Ona da rahatlık, ferahlık ve sırf nimet olan cennetlerde hoş bir hayat vardır (Vakı’a 88-89)

Eğer amel defterleri sağından verilenlerden ise,  Sana da selam olsun ey Ashabu’l-Yemin denilir (Vakı’a 90-91)

Bu, yaşam mücadelesinde başarıp kurtulanları meleklerin selamlaması ve Allah’a kavuştukları gün sevinçli ve mutlu olmaları için onları karşılamalarıdır:

Fakat, yalanlayıcı sapıklardan ise, Ona da kaynar sudan bir ziyafet Ve cehenneme tam bir giriş vardır (Vakı’a 92-94)

Bunlar solcular ve kötü gidişatlı olanlardır

Böylece sürenin sonu baş tarafınıt asdik etmekte ve özetlemektedir. İnsnalar bu yüne doğru yönelişlerini anlamışlar mıdır? İster anlasınlar ister anlamasınlar. Gerçek değişmeyecektir

İşte, kesin gerçek budur. O halde, ulu Rabb’inin adını tesbih et (Vakı2a 95-96)

Kaynak: Muhammed Gazali / Kur’an’ın Konulu Tefsiri / bkz: 723-725

Aşağıdaki konular ilginizi çekebilir. Bakmak ister misiniz?

sponsor
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı