Kitaplara İman EtmekRızık Veren Allah'tır

Yaşadığımız Sıkıntı, Üzüntü ve Dar Bir Geçimin Sebepleri

sponsor

Allah’a Yüzünüzü Değilde Sırtınızı Dönerseniz Eğer Sonuçlarına Katlanırsınız

Sürekli olarak yokluktan, fakirlikten, sıkıntıdan, dünyanın eza ve işkenceleriyle debeleşmekten dolayı şikayetten geri durmazsınız. Ama bu şikayet neye çare oluyor, kimi kime şikayet ediyorsun anlamış değilim. Evet gerçekten Allah’a tam bir teslimiyet gösterip, emrettiklerini yerine getirip nehyettiklerinden uzak duracak olsaydık eğer her şey çok daha farklı olup, çöp yığınları bahçeye, nefretler sevgiye, savaşlar barışa, düşmanlık ise dostluğa dönüşürdü. Nitekim bu anlattıklarımıza istinaden delil olarak yüce Allah’ın şu ayet-i celilesini bir misal olarak verebiliriz. Yüce Allah buyuruyor ki;

“Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rab’leri tarafından kendilerine indirilen Kur’ân’ın hükümlerini hakkıyla yerine getirselerdi, muhakkak ki yukarıdan yağmur gibi yağan ve yerden biten nimetler içinde kalır, onlardan yerlerdi (1)” ve bir hadis-i şeriflerinde Allah Resulü (s.a.v) de şöyle buyurmuştur:

Eğer Allah’a gerçekten tevekkül edebilseydiniz; sabah kursağı aç akşam tok dönen kuşlar gibi nimetlenirdiniz

Ve Rabbin yemin ederek buyuruyor: “Açık olan ve gerçekleri açıklayan bu kitaba yemin olsun. Biz düşünüp anlamanız için onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik (2)”. Evet düşünüp anlamanız için “Biz, bu Kur’an’ı sana vahyetmekle, geçmiş ümmetlerin birtakım haberlerini en güzel şekilde beyan ediyoruz (3)”. Bu “Kur’an, sadece bütün insanlar için bir derstir, evrensel bir mesajdır (4)”. “Biz bu Kur’an’da, insanlar için her türlü misal ve öğüdü, farklı üsluplarla tekrar tekrar ifade ettik. Fakat birçoğu bunları anlamadı (5)”. Oysa “İnsanlar düşünüp ders alsınlar diye Biz Kur’an’da bu gerçekleri farklı üsluplarla beyan ettik. Ne var ki bu, onları daha da kaçırmaktan başka bir sonuç vermedi (6)”

Şunu unutmayın ki “Her insanın vebalini, kendi nefsine bağladık (her insan yaptıklarına göre muamele görür). Nitekim kıyamet günü önüne açılan bir defter çıkaracağız (7)”. İşte o zaman ona “Defterini oku. Bugün muhasebeci olarak kendi işini görmeye kendin yetersin! (8)”. Şurası su götürmez bir gerçektir ve hakikattir ki “Kim doğru yolu seçerse, kendisi için seçmiş olur; kim de doğru yoldan saparsa, kendi aleyhinde sapmış olur. Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz (9)”. “Kim bu dünyada gerçekleri görmede kör ise, ahirette de kördür, hatta yol bulmadaki şaşkınlığı daha da beterdir (10)”.

Allah’a itaat edenle isyan edenin, Allah’ın varlığını kabul edip söylediklerine kulak verenle Allah’ı inkar edip Allah’ın dediklerini kulak ardı edip nefsinin arzu ve isteklerini gerçekleştiren bu iki kişinin durumu neye benzer biliyor musunuz?

İşte buna istinaden yine yüce Allah en güzel cevabı şu şekilde vermektedir: “Allah bir de şu temsili getiriyor: İki kişi var. Birisi dilsiz, hiçbir şey beceremez, efendisine sadece bir yük! Ne tarafa gönderse hiçbir işe yaramaz! Şimdi hiç bu zavallı ile, hakkı hakikati bilen, adaleti dile getirip gerçekleştiren, dosdoğru yol üzere ilerleyen bir insan eşit tutulabilir mi? (11)”.

Siz daha benim kalbim temiz diyerek kalbini arındırmaktan, dışını temizlemeye özen gösterdiği halde içini pislik götürmesine rağmen bunu önemsememeye, devam edin.

Er yada geç ama burada ama orada Allah bu yaptıklarınızın hesabını elbet soracaktır. Bakalım o zaman senin dilinle diyeceğin benim kalbim lafı senin kurtaracak mı?

Bazı kıt görüşlü, akıllı geçindiği halde ahmağın önde gidenlerinden olan bazı şahsiyetler; insanların yapmış oldukları yanlışları sanki Allah’ın sünnetullah ilkesiymiş gibi; bu yanlışı Allah’a yükleyerek, adaletsiz dünya diyor, eşit değil diyor, birisi aç iken birisi tok diyor, birisi zinadan çocuk ediniyor çocuğunu aldırdığı yada öldürdüğü zaman adaletsiz dünya diyor. İşte bu ve bunlara diyeceğim cevap şudur ki;

Bre ahmak, Allah seni ıslah etsin.

Yüce Allah zinayı yasaklamadı mı? Daha sen o olmayan beyninle Allah’ın yasağını çiğneyeceksin ondan sonrada ortaya çıkan hataların sonucunu da Allah’a yükleyeceksin. Oysa “Göklerde ve yerde Allah’ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren nice deliller vardır ki, insanlar yanından geçip gittikleri halde yüzlerini çevirdiklerinden farkına varmazlar (12)”

“Hem, azabın geleceği günü hatırlatarak insanları uyar! O gün zalimler: “Ey bizim Rabbimiz! diyecekler, ne olur, bize kısa bir süre ver de senin çağrına uyma imkanı bulalım ve peygamberlerin izince gidelim.” Peki, daha önce hiç zeval bulmayıp sürekli yaşayacağınıza dair yemin eden siz değil miydiniz? (13)”,

“Vay onlara ki, ahirete inanmalarına rağmen, bile bile dünyayı ahirete tercih ederler. İnsanları Allah yolundan çevirir de o yolu eğri büğrü göstermek isterler. İşte onlar haktan, doğru yoldan çok uzak bir sapıklık içindedirler (14)”.

“Rab’lerini inkar edenlerin durumu şudur: Onların iyi işleri, bir kül yığınına benzer. Fırtınalı bir günde rüzgar onu şiddetle savurmaktadır… Kazandıklarından hiç bir şeyi ellerinde tutamıyorlar. İşte asıl kayıp, asıl sapıklık budur! (15)” ve “Rab’lerinin çağrısına icabet edenlere en güzel mükafat, cennet vardır. Fakat O’nun davetini kabul etmeyenlere gelince, şayet dünyada olan bütün şeyler ve onların bir misli daha kendilerinin olsaydı, kurtulmaları için fidye olarak hepsini verirlerdi. İşte bunlar çetin bir hesaba maruz kalacaklardır. Onların kalacakları yer cehennem olacaktır. Orası ne kötü bir yerleşim yeridir! (16)”

“Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne itaat edin, Kur’an’ı ve Resulullahın öğütlerini işitip dururken ondan yüzçevirmeyin (17)”, “Ne mutlu iman edip de makbul ve güzel işler yapanlara! Eninde sonunda dönüp gidilecek güzel yurt onların olacak. (18)”

Kaynak: İsmail Ekinci

(1-Maide 66) (2-Zuhruf 2-3) (3-Yusuf 3) (4-Yusuf 104) (5-Kehf 54) (6-İsra 41) (7-İsra 13) (8-İsra 14) (9-İsra 15) (10-İsra 72) (11-Nahl 76) (12-Yusuf 105) (13-İbrahim 44) (14-İbrahim 3) (15-İbrahim 18) (16-Rad 18) (17-Enfal 20) (18-Rad 29)

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı