TefsirVakı'a Süresi / 56

Zakkum Ağacı (Vakı’a Süresi Tefsiri)

sponsor

Şüphesiz ki yüce Allah kafirin dünyadaki yaşamını dünyaya hasrederek şu şekilde nitelemiştir:

Zira o (dünyada) ailesi içinde (mal mülk sebebiyle) şımarmıştı. O hiçbir zaman dönmeyeceğini sanmıştı. Rabbine kavuşmayacağını sanıyordu. Oysa gerçekten Rabbi onu görmekte idi (İnşikak 13-15)

Kafirler, hayatlarını yeniden dirilmeme üzerine inşa etmektedirler. Bu düşünce neredeyse bütün dünyayı sarmıştır. Bu, kötülüğünü hissetmeksizin veya işlemekten pişmanlık duymaksızın günahlara batmanın esasını oluşturur.

Bu, Kur’an-ı Kerim’in şu ayetlerinde hastedilen büyük bir realite yani açık bir suçtur:

Zira onlar, daha önce bol nimetle şımartılmış kimselerdi.. Büyük günah işlemekte ısrar edenler ve Biz, öldükten, toprak ve bir yığın kemik haline döndükten sonra mı? Gerçekten mi diriltileceğiz! Ya önceki atalarımız! derlerdi. De ki: Evet, öncekiler de sonrakiler de diritilecektir; Belli bir gün ve belli bir yerde hepiniz toplanacakasınız (Vakı’a 45-50)

Cehennemdeki Zakkum Ağacının Özellikleri

Söz dönüp dolaşıp yeniden inkarcıların karşılaşacakları azabı niteliyor:

Sonra da siz, ey sapık yalanlayıcılar, Zakkum ağacından yiyeceksiniz (Vakı’a 51-52)

Ayette geçen zakkum pis, acı bir yiyecektir. Ondan Allah’a sığınırız. İnsan ondan yediğinde su içme ihtiyacı hisseder ve kaynamış sudan başkasını bulamaz.

Bağırsaklarını parça parça edecek kaynar sudan içirilen (Muhammed 15)

Onun aşırı etkisine rağmen kişi ondan yediğinde susuzluğunu gidermek için daha fazla su içmeyi arzular. Ki onun bu hali ateşli bir hastalığa yakalanan yük devesinin suya olan arzusuna benzer.

Cehennem ehli, karınlarını zakkumla doldurup ardından ateşli bir devenin su arayışıyla nitelemiş, fakat ne mümkün:

İşte, ceza günü onların ziyafetleri (!) bu olacaktır (Vakı’a 56)

Sevap ve ceza şekillerinin tamamı teşvik, uyarı ve güzel ahlakı desteklemek içindir. Özellikle bilim, sanat, korkunç iletişim ve insanları ahirete karşı bilgisiz ve duyarsız bırakma girişiminin yaygın olduğu bu çağda kaçınılmazdır.

Sadece teşvik ve uyarı hislerini uyandırma yeterli değildir. Bununla birlikte düşünmesi, doğrulaması ve layıkıyla hareket etmesi için insan aklını uyarmak gerekir.

Vakı’a Süresinde geçen 4. delil yeniden dirilmenin hak olduğu üzerinedir. Bunu yüce Allah’ın şu buyruğunda görmekteyiz:

İçtiğiniz suya baktınız mı hiç? Onu buluttan siz mi indirdiniz yoksa Biz mi indirmekteyiz! Dileseydik onu acı da yapardık. Peki şükretmeli değil misiniz? (Vakı’a 68-70)

Su hayatın aslı ve devamlılığın esasıdır. Bu hususta yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

Her canlı şeyi sudan yarattık. Hala inanmıyorlar mı? (Enbiya 30)

Yerkürenin beşte dördü sularla kaplıdır. Bu üzerinde derince düşünülmesi gereken bir fonksiyona sahiptir. Rüzgar örneğin topraklarımızı ve hayvanlarımızı sulasın diye bulutları Hint Okyanusundan sürükler, sonra kullanılmış su mecrasına akıp gider, azalıp eksilmeksizin rolünü tamamlayarak ve başka bir rol oynayarak denizlere ve okyanuslara katılmak için bilmediğimiz yollar edinir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

Gökten belli bir ölçü ve miktarda su indirdik ve onu yerde durdurduk. Biz onu gidermeye de kadiriz (Mü’minun 18)

Evet onu var eden yok etmeye de kadirdir.

Dileseydik onu acı da yapardık. Peki şükretmeli değil misiniz? (Vakı’a 70)

Sadece Yüce irade, varlıkla yokluğun kaynağıdır. Su bu dünyadaki ve öldükten sonraki hayatın doğal aracı olup bu mutlak iradenin itaatkar unsurudur. Sünnette geçtiğine göre, Allah adeta serğiştirerek yağmur yağdırır. Bundan insanların bedenleri yeşerir. İnsanlar kabirlerinde yok olurlar.

Tatlı su havada oluşur. Fizikçilerin kendsinden söz ettikleri elektrik etkileşimleri arasına sadece yüce Allah hakim olur.

Kaynak: Muhammed Gazali / Kur’an’ın Konulu Tefsiri / bkz: 721-723

Aşağıdaki konular ilginizi çekebilir. Bakmak ister misiniz?

sponsor
Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı