Dünya Hayatı ve Gerçeği

Zenginliğin Tehlikesi ve Fakirliğin Esenliği

sponsor

Bil ki bazıları zenginliği, bazıları da fakirliği üstün görmüşlerdir. Biz burada işi fazla uzatmadan onların bu hususta söylediklerini açıkça ve tahkik ederek ortaya koyacağız. Çünkü işi uzatmanın pek faydası yoktur. Kimileri fakirliği üstün göstermek için çoğu sabit olmayan bazı hadisleri delil göstermişlerdir. Sabit olanlar da yoruma açıktır. Yine, bu görüşte olanlar zenginliğin galilelerini ve afetlerini dile getirerek zenginlikten insanları korkutmuşlardır. Zenginliğin tehlikeli olduğu elbette inkar edilemez.

Doğrusu şöyle demektir:

Genelde fakirlik esenlik ve selamet yoludur. Fakir olan kişi, hastalığı sebebiyle sevap kazanır ve güzel sabrettiği için ecir alır.

Zenginlik ise zenginin kazancında, mal biriktirmesinde, kastında ve malını vermemesinde selamet içinde olmasıyla kayıtlıdır ve bundan dolayı tehlikesi büyüktür. Zenginin kazancında bir şaibe yok ise mal biriktirirken ve gerekli yerlere harcarken taşıdığı niyet güzelse böylesi bir zenginlik fakirlikten daha faziletlidir. Çünkü bu tür zenginliğin başkalarına da faydası vardır. Fakir, bir köşede kendini ibadete vermiş birisine, hayır yapan zengin ise müftüye ve mücahide benzer.

Ebu Hureyre (r.a) şöyle anlatıyor: “Muhacirlerin fakirleri, Resulüllah (s.a.v)’e gelerek dediler ki, zenginler yüksek dereceleri ve devamlı nimetleri kapıp götürdüler. Buyurdu ki, neden söz ediyorsunuz? Dediler ki; onlar da bizim gibi namaz kılıyorlar, bizim gibi oruç tutuyorlar ama onlar sadaka veriyor biz veremiyoruz, onlar köle azat ediyor bir edemiyoruz! Bunun üzerine Resulüllah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

‘Sizden önce yaşayanların derecesini yakalayacağınız, sizden sonra gelenleri geçeceğiniz ve sizin yaptığınızı yapmadıkça hiç kimsenin sizden üstün olamayacağı bir şeyi size öğreteyim mi?’ Dediler ki öğret, ey Allah’ın elçisi! Şöyle buyurdu: Her namazın ardından otuz üç kere ‘sübhanallah, Allahu ekber ve elhamdülillah’ dersiniz.”

Ebu Salih şöyle anlatıyor: “Daha sonra muhacirlerin fakirleri Resulüllah (s.a.v)’e gelerek dediler ki, mal sahibi olan din kardeşlerimiz bizim yaptığımız şeyi duymuşlar ve onlar da aynısını yapmışlar. Bunun üzerine Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu: Bu Allah’ın ihsanıdır ve onu dilediğine verir.”

Sahabe -r.a- mal kazanmışlar, toplamışlar, ve geriye miras olarak mal bıraknışlardır. Daha önce malın neden övülüp neden kınandığını söylemiş ve bunun malın kendisiyle değil, kulun fiiliyle ilişkili olduğunu belirtmiştik. Çünkü mal bir alettir. Malın verilip harcanmasının gerekli olmasına ilişkin olarak Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor: “Bana, Ebu Bekir’in malı gibi faydası dokunan bir mal olmadı.”

(…) Yezid b. Meysere şöyle anlatıyor: “Önceki devirlerde yaşamış bir adam vardı. Birçok mal toplayıp yığmış ve çok sayıda çocuğu olmuştu. Sonra ailesinin yanındayken nefsine dönerek uzun yıllar nimet içinde olacağını söylemişti. Bir gün ölüm meleği ona da geldi ve kapıyı çaldı. Karşılarına bir fakir suretinde çıkmıştı. Onlara dedi ki, bana ev sahibini çağırın.

Dediler ki, efendimiz senin gibi birinin ayağına mı gelecek? Bir süre bekledikten sonra yeniden kapıyı çaldı ve dedi ki, ona benim ölüm meleği olduğumu söyleyin! Efendileri gelenin ölüm meleği olduğunu duyunca hemen yerinden fırladı ve dedi ki, ona karşı kibar sözler söyleyin! Dediler ki Allah seni mübarek eylesin, efendimizden başkasını istemiyor musun? Dedi ki hayır, onu görmek istiyorum! Sonra içeri girdi ve adama dedi ki, kalk ve ne vasiyet edeceksen et! Çünkü evden çıkmadan önce canını alacağım! Bu sözleri duyan ailesi bağırıp çağırarak ağlamaya başladılar. Adam dedi ki sandılkarı ve kutuları açın, para kasalarını açın! Onlar da dediğini yapıp açtılar. Adam biriktirdiği paralara dönüp onlara lanet etmeye ve sövmeye başladı. Parasına dedi ki:

‘Bana Rabbimi unutturan sensin! Ahiretim için amel yapmaktan beni alıkoydun! Şimdi ecelim geldi!’

Parası dile gelip dedi ki: Bana sövme! İnsanların gözünde değersiz biriyken kadrini ben yükseltmedim mi? Üzerinde benim izlerimi taşımıyor musun? Hükümdarların ve eşrafın kapılarına gider onların kızlarıyla evlenirdin benim sayemde! Oysa Allah’ın salih kulları o kızları istediğinde onlara vermezlerdi! Beni putlara, kahinlere ve büyücülere harcadığında sana karşı çıkıyor muydum? Beni Allah yolunda harcamış olsaydın yine sana karşı çıkmazdım! O halde sen kınanmaya benden daha layıksın! Ben ve siz ey insanoğlu, topraktan yaratıldık ve kimimiz iyilik, kimimiz günah işledi!” İşte mal ve para böyle diyor! O halde ondan sakının!

Kaynak: İbnü’l-Cevzi / Minhacü’l-Kasıdin Ve Müfidü’s-Sadıkin / C: 2 / bkz: 54-56

sponsor
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı